TMMOB Mimarlar Odası Antalya Şubesi tarafından, 2–4 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek 5. Uluslararası Ekolojik Mimarlık ve Planlama Sempozyumu öncesinde düzenlenen panel serisinin ilk buluşması, 11 Eylül 2026 tarihinde Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.
“Değişen İklim, Değişen Yaşam Çevreleri – İklim Krizinden Ekolojik Mimarlık ve Planlamaya” başlıklı panelde; iklim krizinin Türkiye ve Akdeniz coğrafyası üzerindeki etkilerinden küresel iklim politikalarına, kentlerin ve yaşam çevrelerinin geleceğinden ekolojik ve iklim duyarlı mimarlığa uzanan geniş bir çerçevede değerlendirmeler yapıldı.
2005 yılında Antalya’da başlayan; 2007, 2009 ve 2011 yıllarında devam eden Uluslararası Ekolojik Mimarlık ve Planlama Sempozyumu serisi, uzun bir aranın ardından bu yıl beşinci kez gerçekleştiriliyor. Önceki sempozyumların oluşturduğu akademik ve mesleki birikimin, günümüzün giderek ağırlaşan çevresel sorunlarıyla yeniden buluşturulması; yeni soruların ve geleceğe yönelik yeni yaklaşımların tartışmaya açılması hedefleniyor.
Bu yıl sempozyumun ana teması “Eko-Bütünlük: COP31’e Doğru – İklim, Miras ve Toplulukların Geleceği” olarak belirlendi. Eko-Bütünlük yaklaşımı; insan ile doğayı, yapı ile çevreyi, geçmiş ile geleceği, teknoloji ile kültürü ve kent ile toplulukları birbirinden bağımsız değil, bütüncül bir ilişki içerisinde ele almayı amaçlıyor.
İKLİM KRİZİ TÜRKİYE VE AKDENİZ ÜZERİNDEN
TARTIŞILDI
Panelin moderatörlüğünü, Mimarlar Odası
Antalya Şubesi Sürdürülebilirlik, Çevre ve İklim Komitesi Başkanı ve 5.
Uluslararası Ekolojik Mimarlık ve Planlama Sempozyumu Yürütme Kurulu Üyesi,
Akdeniz Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mehmet İnceoğlu üstlendi.
Türkiye Çevre Vakfı Başkanı ve Ankara
Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Somuncu, “İklim Krizi Karşısında Türkiye ve
Akdeniz: Değişen Coğrafya, Uyum ve Yaşam Çevreleri” başlıklı sunumunda
iklim değişikliğinin Türkiye ve Akdeniz Havzası üzerindeki mekânsal, çevresel
ve toplumsal etkilerini değerlendirdi.
Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.
Dr. Bülent Açma, “Eko-Bütünlük:
COP31’e Doğru – COP30 Kararlarının Türkiye İklim Politikalarına ve 2030/2050
Hedeflerine Etkileri” başlıklı sunumunda küresel iklim politikalarındaki
gelişmeleri, Türkiye’nin iklim hedeflerini ve önümüzdeki dönemde yaşanması
beklenen ekonomik ve ekolojik dönüşümü ele aldı.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık
Fakültesi’nden Doç. Dr. Ayşem Berrin Çakmaklı ise “İklim Değişikliği Karşısında Ekolojik Mimarlık:
Yapıdan Kente İklim Duyarlı Tasarım” başlıklı sunumuyla iklim değişikliği
karşısında mimarlığın ve yapılı çevrenin üstlenmesi gereken sorumlulukları;
yapı ölçeğinden kent ölçeğine uzanan iklim duyarlı ve ekolojik tasarım
yaklaşımları üzerinden tartışmaya açtı.
Sunumların ardından gerçekleştirilen ortak değerlendirme ve soru-cevap bölümünde; Akdeniz kentlerinin iklim değişikliğine karşı kırılganlığı, iklim değişikliğine uyum, su kaynakları, kentsel gelişme, düşük karbonlu yaşam çevreleri, sürdürülebilirlik ve mimarlığın değişen sorumlulukları üzerine kapsamlı bir tartışma yürütüldü.
“ARTIK YALNIZCA İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİ
ÖNLEMEK DEĞİL, DEĞİŞEN İKLİME UYUM SAĞLAMAK ZORUNDAYIZ”
Panelde öne çıkan değerlendirmelerden
biri, iklim krizinin artık gelecekte karşılaşılabilecek uzak bir senaryo
olmadığı, etkilerinin bugünün yaşam çevrelerinde doğrudan hissedildiği yönünde
oldu.
İklim değişikliğinin bazı etkilerinin
artık geri döndürülmesinin son derece güç olduğu; bu nedenle geleceğin yalnızca
iklim değişikliğini sınırlama hedefleri üzerinden değil, değişen iklim
koşullarına uyum sağlayabilen kentler, yapılar ve yaşam çevreleri oluşturma
hedefiyle birlikte tasarlanması gerektiği vurgulandı.
Aşırı sıcaklıklar, kuraklık, su
kaynakları üzerindeki baskılar, orman yangınları, aşırı hava olayları ve doğal
sistemlerde yaşanan kayıpların; kentleri ve yaşam çevrelerini yeniden düşünmeyi
zorunlu hale getirdiğine dikkat çekildi. Antalya’da yakın zamanda yaşanan orman
yangınlarının da iklim ve çevre kaynaklı risklerin ne kadar yakında olduğunu
bir kez daha gösterdiği ifade edildi.
Bu çerçevede, iklim krizine karşı
yalnızca zarar azaltmaya yönelik önlemlerin değil; uyum kapasitesini
artıran, dirençli, uzun vadeli ve bütüncül bir gelecek tasarımının gerekli
olduğu üzerinde duruldu.
YASA VE YÖNETMELİKLERDE EKOLOJİ VE
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VURGUSU
Panelde dikkat çekilen bir diğer önemli
başlık ise ekolojik dönüşümün yalnızca bireysel çabalarla ya da mimarların ve
plancıların mesleki tercihleriyle gerçekleştirilemeyeceği oldu.
Yasa, yönetmelik, planlama ve yapı
mevzuatının; iklim değişikliği, çevrenin korunması, enerji verimliliği, doğal
kaynakların sürdürülebilir kullanımı ve düşük karbonlu yapılaşmayı daha güçlü
biçimde merkeze alacak şekilde geliştirilmesi gerektiği ifade edildi.
Ekolojik mimarlık ve sürdürülebilirlik
ilkelerinin uygulanabilir hale gelmesi için düzenleyici mevzuatın yanı sıra teşvik
mekanizmalarının da geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.
Enerji etkin yapıların, pasif tasarım
çözümlerinin, yenilenebilir enerji kullanımının, su ve kaynak verimliliğinin,
mevcut yapı stokunun iyileştirilmesinin ve ekolojik planlama yaklaşımlarının
kamu politikaları ve ekonomik teşviklerle desteklenmesinin, dönüşümün
hızlandırılması açısından önem taşıdığı belirtildi.
Panelde, mimarlara ve plancılara düşen sorumluluğun artık yalnızca nitelikli yapılar ve kentler üretmek olmadığı; düşük karbonlu, kaynakları verimli kullanan, iklime uyum sağlayabilen, doğal sistemlerle birlikte çalışan, doğal yaşamı ve tüm canlıların yaşam hakkını gözeten, insan yaşamını da bütüncül bir ekolojik yaklaşım içinde ele alan çevreler oluşturmanın mesleki sorumluluğun temel bir parçası haline geldiği vurgulandı.
Yapay Zekâ ile Hazırlanan Sempozyum
Tanıtım Filmi İlk Kez İzleyiciyle Buluştu
Panel gecesi yalnızca bilimsel ve
mesleki tartışmalara değil, mimarlık, yapay zekâ ve dijital sanatın bir
araya geldiği yenilikçi görsel deneyimlere de ev sahipliği yaptı.
Gecenin dikkat çeken anlarından biri, 5.
Uluslararası Ekolojik Mimarlık ve Planlama Sempozyumu için yapay zekâ
teknolojilerinden yararlanılarak hazırlanan tanıtım filminin ilk kez
izleyiciyle buluşması oldu.
Sempozyumun “Eko-Bütünlük: COP31’e
Doğru – İklim, Miras ve Toplulukların Geleceği” temasından hareketle
hazırlanan film; doğa, iklim, mimarlık, kültürel miras, teknoloji ve geleceğin
yaşam çevrelerini güçlü bir görsel anlatımla bir araya getirdi.
Yapay zekânın yaratıcı üretim
süreçlerindeki olanaklarından yararlanılarak hazırlanan tanıtım filmi,
sempozyumun düşünsel çerçevesini farklı ve yenilikçi bir görsel dille
izleyicilere aktarırken, ilk gösterimiyle gecenin en çok ilgi gören ve
dikkat çeken bölümlerinden biri oldu.
Bilimsel tartışmaların yeni teknolojiler ve yaratıcı üretim yöntemleriyle bir araya getirilmesi, sempozyumun disiplinler arası yaklaşımını da görünür kıldı.
TÜRKAN ŞORAY KÜLTÜR MERKEZİ’NİN
MERDİVENLERİ DİJİTAL SANAT ESERİNE DÖNÜŞTÜ
Gecenin görsel deneyimi tanıtım filmiyle
sınırlı kalmadı.
5. Uluslararası Ekolojik Mimarlık ve
Planlama Sempozyumu kapsamında Türkan Şoray Kültür Merkezi’ne özel olarak
hazırlanan yapay zekâ destekli video mapping enstalasyonu da izleyicilerle
ilk kez buluştu.
Fiziksel mekânların dijital sanat
yoluyla yeniden boyut kazandığı çalışmada, kültür merkezinin merdivenleri
durağan ve işlevsel bir mimari eleman olmaktan çıkarılarak ışık, renk,
hareket ve dijital görüntülerle sürekli dönüşen dinamik bir sanat yüzeyine
dönüştürüldü.
Yapay zekânın tasarım ve üretim sürecine
dahil edildiği enstalasyon; mimari mekân, dijital sanat ve yeni teknolojiler
arasındaki ilişkinin gelecekte nasıl dönüşebileceğine yönelik deneysel bir
yaklaşım ortaya koydu.
Video mapping çalışması aynı zamanda
sempozyumun Eko-Bütünlük yaklaşımında yer alan doğa, insan, teknoloji,
kültür ve yapılı çevre arasındaki ilişkileri sanat aracılığıyla görünür hale
getiren özgün bir deneyim sundu.
Böylece aynı gece içerisinde bilimsel panel, yapay zekâ destekli tanıtım filmi ve dijital mekân enstalasyonu bir araya gelerek; bilimden sanata, mimarlıktan teknolojiye uzanan çok katmanlı bir etkinlik deneyimi oluşturdu.
“İKLİMDEN MİRASA, MİRASTAN TOPLULUKLARA”
TMMOB Mimarlar Odası Antalya Şubesi
Başkanı Fatma Gül Yalçınkaya, açılış konuşmasında Eko-Bütünlük
yaklaşımının ekolojik mimarlığı yalnızca enerji verimliliği veya teknolojik
çözümler üzerinden değerlendirmediğini; insan ile doğanın, yapı ile çevrenin,
geçmiş ile geleceğin, teknoloji ile kültürün ve kent ile toplulukların birlikte
düşünülmesi gerektiğini ifade etti.
Akdeniz coğrafyasının iklim
değişikliğinin etkileri açısından hassas bölgelerden biri olduğuna dikkat çeken
Yalçınkaya; Antalya’nın doğal ve kültürel zenginlikleri, kıyıları, tarım
alanları, turizm yoğunluğu, hızlı kentleşmesi ve artan nüfusuyla iklim ve
ekolojik dönüşüm tartışmalarının en somut biçimde yapılabileceği kentlerden
biri olduğunu belirtti.
İlk panelin sempozyuma uzanan düşünsel
yolculuğun başlangıcı olduğunu belirten Yalçınkaya, panel serisinin iklimden
mirasa, mirastan topluluklara; küresel ölçekte başlayan tartışmadan Antalya ve
yaşanılan çevreye doğru ilerleyeceğini ifade etti.
SEMPOZYUM ÇOK PAYDAŞLI BİR İŞ BİRLİĞİYLE
HAZIRLANIYOR
5. Uluslararası Ekolojik Mimarlık ve
Planlama Sempozyumu hazırlık süreci; akademi, yerel yönetimler, meslek
örgütleri ve farklı kurumların katkılarıyla sürdürülüyor.
Sempozyum hazırlık süreci, Mimarlar
Odası Antalya Şubesi hinterlandında bulunan altı üniversite, Antalya Büyükşehir
Belediyesi ve merkez ilçe belediyelerinin katkılarıyla; akademi, yerel
yönetimler ve meslek ortamını bir araya getiren çok paydaşlı bir iş birliği
anlayışıyla yürütülmektedir. İlk panelin gerçekleştirilmesine katkı sunan tüm
kurumlara, Sempozyum Düzenleme ve Danışma Kurullarına, Genç Mimarlar Komitesine
ve organizasyonda görev alan çalışma ekiplerine teşekkür edildi.
İKİNCİ PANEL 19 EKİM’DE: “GEÇMİŞİN
BİLGİSİYLE GELECEĞİ TASARLAMAK”
Sempozyum öncesindeki panel serisi, 19
Ekim 2026 tarihinde Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek
ikinci buluşmayla devam edecek.
“Geçmişin Bilgisiyle Geleceği Tasarlamak
– İklim Krizi Karşısında Mimarlık, Kültürel Miras ve Yerel Bilgi” başlıklı ikinci panelde; geleneksel
mimarlığın, kültürel mirasın, yerel yapı bilgisinin ve geçmişten gelen mekânsal
birikimin geleceğin ekolojik yaşam çevrelerinin oluşturulmasındaki rolü
tartışılacak.
İkinci panelin ardından tartışmalar 2–4
Kasım 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek 5. Uluslararası Ekolojik Mimarlık ve
Planlama Sempozyumu ile ulusal ve uluslararası ölçekte devam edecek.
Sempozyumun kapanışında ise “Birlikte Yaşamak, Birlikte Dönüşmek – Antalya’nın Ekolojik Geleceği: Kent, Doğa ve Topluluklar” başlıklı panelle tartışma doğrudan Antalya ölçeğine taşınacak.
GELECEĞİ DOĞAYLA BİRLİKTE TASARLAMAK
5. Uluslararası Ekolojik Mimarlık ve
Planlama Sempozyumu; iklim krizini sadece bir çevre sorunu olarak değil, mimarlığı,
kentleri, kültürel mirası, teknolojiyi ve toplumsal yaşamı yeniden düşünmeyi
gerektiren bütüncül bir dönüşüm meselesi olarak ele almayı amaçlıyor.
İlk panelde ortaya çıkan bilimsel ve
mesleki tartışmaların; yapay zekâ ile hazırlanan sempozyum tanıtım filmi ve
Türkan Şoray Kültür Merkezi’ne özel video mapping enstalasyonuyla aynı gecede
buluşması da sempozyumun bu yaklaşımının ilk güçlü karşılıklarından biri oldu.
İklimden mimarlığa, bilimden sanata,
geçmişin bilgisinden yeni teknolojilere uzanan ortak bir gelecek arayışı
Antalya’da başladı.