Antalya iş dünyası Davut Çetin’in etrafında kenetlendi

Yayın: 06.08.2026 23:10 Güncelleme: 07.08.2026 00:18 Kaynak: Haber Merkezi

ATSO Başkan Adayı Davut Çetin, Antalya Havaalanı Yolu üzerindeki seçim ofisini görkemli bir törenle açtı. Antalya iş dünyasının birçok tanınmış ismi açılışta Davut Çetin’e destek verirken, seçimde “Kırmızı” liste ile yarışacak olan yol arkadaşları adeta gövde gösterisi yaptı. Seçimlerde Davut Çetin’in yanında yer alacaklarını açıklayan ATSO Başkan Yardımcısı Hakan Pakalın ile Korkuteli OSB Başkanı Osman Bahçe ile çok sayıda ATSO Meclis ve Komite Üyesi de açılışa katılarak Davut Çetin’e destek verdi.

ATSO Başkan Adayı Davut Çetin, Antalya Havaalanı Yolu üzerindeki seçim ofisini görkemli bir törenle açtı. Antalya iş dünyasının birçok tanınmış ismi açılışta Davut Çetin’e destek verirken, seçimde “Kırmızı” liste ile yarışacak olan yol arkadaşları adeta gövde gösterisi yaptı.

Seçimlerde Davut Çetin’in yanında yer alacaklarını açıklayan ATSO Başkan Yardımcısı Hakan Pakalın ile Korkuteli OSB Başkanı Osman Bahçe ile çok sayıda ATSO Meclis ve Komite Üyesi de açılışa katılarak Davut Çetin’e destek verdi.


Açılış törenine ailesi ile gelen Davut Çetin yaptığı konuşmada, “Bugün burada yalnızca bir seçim sürecini başlatmak için bir araya gelmedik. Bugün, 144 yıllık dev bir emanet olan Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’na hep birlikte sahip çıkmak için buradayız. Antalya iş dünyasının emek vererek birlikte büyüttüğü kurumsal mirası yeniden ayağa kaldırmak için buradayız. Sevdamız olan Antalya’ya karşı sorumluluğumuzu yeniden üstlenmek için buradayız.” İfadesini kullandı.

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığına hiçbir zaman makam gözüyle bakmadığını vurgulayan Davut Çetin, “Hepiniz beni bilirsiniz. Geçmişte hiçbir görevim olmadığında da ATSO’ya hizmetlerimi bilirsiniz. ATSO, benim için her zaman bir görev yerinden çok daha fazlası oldu.

Çünkü ATSO benim için Antalya’nın aklıdır.

Sesidir.

Vicdanıdır.

Üretme gücüdür.

ATSO, bu kentin iş dünyasının ortak çatısıdır.

Üyemizin derdini anlatabildiği kapıdır.

Sektörlerimizin çözüm aradığı yerdir.

Antalya’nın geleceğine dair ortak aklı öne çıkaran en önemli kurumlardan biridir.

Biz bu kuruma böyle baktık.

Biz ATSO’yu böyle sahiplendik.” dedi. 


BİRLİKTE ATSO’YU YENİDEN AYAĞA KALDIRIYORUZ

ATSO’nun yeniden Türkiye’de örnek gösterilen, Antalya’nın birleştirici gücü, orak aklı olması gerektiğini belirten Davut Çetin konuşmasını şöyle sürdürdü;

İşte bu yüzden bu seçim sadece ATSO'nun seçimi değildir. Bu seçim, Antalya'nın yeniden güçlü bir sese kavuşup kavuşmayacağının seçimidir. Bu seçim, Antalya'nın ortak aklının yeniden ayağa kalkıp kalkmayacağının seçimidir. Biz bunun için yola çıkıyoruz. Bir koltuğa dönmek için değil; 144 yıllık kurumsal mirasa sahip çıkmak için... Antalya iş dünyasının sesini yeniden güçlendirmek için yola çıkıyoruz. Biz hiçbir zaman üyemizin karşısına boş vaatlerle ve hamasetle çıkmadık. Başımız dik bir şekilde çıktık. Antalya sevdamızla çıktık. Yaptıklarımızla çıktık. Yüzlerce proje ile çıktık. Somut eserlerle çıktık. Bugün de aynı anlayışla yeniden yola çıkıyoruz. Ama bu kez sadece "devam" demiyoruz. Bu kez diyoruz ki; Birlikte ATSO’yu yeniden ayağa kaldırıyoruz. Çünkü bugün Antalya'nın ihtiyacı olan şey; Güveni yeniden inşa etmektir. Kurumlarımızda liyakati yeniden hakim kılmaktır. Sorunları konuşan değil, çözüm üreten bir anlayışı yeniden güçlendirmektir.

ODA AİDATLARINA ZAM YOK

Seçilmesi halinde ilk olarak üyelerin üzerindeki yükü hafifleteceklerini vurgulayan Davut Çetin, “Geçmişte olduğu gibi, üyemizi yük altında bırakan değil, üyemizin yükünü hafifleten bir anlayışla hareket edeceğiz. Bu nedenle göreve geldiğimizde ilk iki yıl oda aidatlarında artış yapmayacağız.  Çünkü bugün üyemizin yeni yüklere değil, nefes almaya ihtiyacı var. 

ATSO'YU HEP BİRLİKTE YENİDEN İNŞA EDECEĞİZ

Bu dönemde 7 ana başlıkta hazırladığımız 50 projeyle; Üyemizi daha güçlü kılan, Girişimcinin önünü açan, Üretimi destekleyen, İhracatı büyüten, Gençleri cesaretlendiren, Antalya'nın vizyonunu geleceğe taşıyan bir ATSO'yu hep birlikte yeniden inşa edeceğiz. Çünkü bu kurum hiçbirimizin şahsi makamı değildir.

Bu kurum, 144 yıllık ortak emeğin emanetidir.

Ve bu emanete sahip çıkmak, hepimizin sorumluluğudur.

Biz kavga etmeye gelmiyoruz.

Biz hesaplaşmaya gelmiyoruz.

Biz yeniden üretmeye geliyoruz.

Yeniden güven inşa etmeye geliyoruz.

Yeniden liyakati hâkim kılmaya geliyoruz.

Yeniden çözüm üretmeye geliyoruz.

Ve en önemlisi...

Üyemize...

ATSO'ya...

Antalya'ya...

Hep birlikte sahip çıkmaya geliyoruz.” diye konuştu.

 

DAVUT ÇETİN’İN KONUŞMASI ŞÖYLE;

Değerli ATSO üyeleri,

Değerli yol arkadaşlarım,

Antalya iş dünyasının kıymetli temsilcileri,

Basınımızın kıymetli temsilcileri,

Hanımefendiler, beyefendiler,

Seçim sürecimizin ilk toplantısına hoş geldiniz, şeref verdiniz.

Arkadaşlar, neyse ki bütün projeleri filme koymamışlar. Hepsini koysalar, bu akşam filmi izler, konuşmayı da yarın yapardık.

 

Kıymetli dostlarım,

Bugün burada yalnızca bir seçim sürecini başlatmak için bir araya gelmedik.

Bugün, 144 yıllık dev bir emanet olan Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’na hep birlikte sahip çıkmak için buradayız.

Antalya iş dünyasının emek vererek birlikte büyüttüğü kurumsal mirası yeniden ayağa kaldırmak için buradayız.

Sevdamız olan Antalya’ya karşı sorumluluğumuzu yeniden üstlenmek için buradayız.

 

Hepiniz beni bilirsiniz.

Ben ATSO’ya hiçbir zaman bir makam gözüyle bakmadım.

Geçmişte hiçbir görevim olmadığında da ATSO’ya hizmetlerimi bilirsiniz.

ATSO, benim için her zaman bir görev yerinden çok daha fazlası oldu.

Çünkü ATSO benim için Antalya’nın aklıdır.

Sesidir.

Vicdanıdır.

Üretme gücüdür.

ATSO, bu kentin iş dünyasının ortak çatısıdır.

Üyemizin derdini anlatabildiği kapıdır.

Sektörlerimizin çözüm aradığı yerdir.

Antalya’nın geleceğine dair ortak aklı öne çıkaran en önemli kurumlardan biridir.

Biz bu kuruma böyle baktık.

Biz ATSO’yu böyle sahiplendik. 

 

 

Hatırlatmakta fayda var, 

ATSO’da görev yaptığımız dönemde büyük zorluklar da yaşadık.

Rusya krizini yaşadık.

15 Temmuz’u yaşadık.

ATSO binasını hedef alan terör saldırısını yaşadık.

Ekonomik dalgalanmaları yaşadık.

Pandemiyi yaşadık.

Turizmin, ticaretin, sanayinin, tarımın büyük sınavlardan geçtiği yılları birlikte yaşadık.

Ama biz o günlerde geri çekilmedik.

Bahane üretmedik.

Kapıları kapatmadık.

Üyemizi yalnız bırakmadık.

Antalya iş dünyasının sesini kısmadık. 

 

 

Antalya iş dünyasının her sorununu kamuoyuna, Ankara’ya taşıdık.

Çünkü biz biliyorduk ki ATSO susarsa, Antalya iş dünyasının, Antalyalının sesi zayıflar.

Bizler, ATSO’yu sadece belge veren bir kurum olarak görmedik.

ATSO’yu Antalya’nın geleceğini kuran, üyelerinin yanında duran, sektörlerinin derdini bilen, çözüm üreten, proje geliştiren güçlü bir kurum haline getirmek için çalıştık.

 

Görev yaptığımız dönemde Antalya gündemden düşmedi.

ATSO gündemden düşmedi.

Üyelerimizin sesi duyuldu.

Sektörlerimizin sorunları görünür oldu.

Basında Türkiye’nin en fazla yer alan Ticaret ve Sanayi Odası olduk.

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası, Türkiye’de dikkatle izlenen, takip edilen, parmakla gösterilen bir oda haline geldi.

Projelerimiz TOBB’da diğer odalara örnek gösterildi. Türkiye’nin dört bir yanından Oda yetkilileri geldiler süreçlerimizi incelediler.

Kendilerini bize bakarak yenilediler.

ATSO, o dönemde hep ilklerin ve yeniliklerin odası oldu. 

 

 

Kıymetli yol arkadaşlarım,

İşte bugün yeniden yola çıkmamızın sebebi de tam olarak budur.

Çünkü biz bu kurumu hiçbir zaman sadece bir oda olarak görmedik.

Onu Antalya'nın lokomotifi, ortak aklı olarak gördük.

Bugün açıkça görüyoruz ki ATSO’nun gücü zayıfladığında sadece bir kurum zayıflamıyor.

 

 

Antalya’nın lobi gücü zayıflıyor.

Üyemizin Ankara’daki sesi zayıflıyor.

Sektörlerimizin çözüm üretme kapasitesi zayıflıyor.

Antalya’nın geleceğe dair iddiası zayıflıyor.

Biz bunu kabul etmiyoruz.

Çünkü bu odaya çok emek verdik.

Yönetim kurulumuzla, meclisimizle, meslek komitelerimizle, çalışanlarımızla, üyelerimizle birlikte çok büyük bir emek verdik.

 

Birlikte yüzlerce projeyi hayata geçirdik.

Üyelerimiz için destek mekanizmaları kurduk.

Nefes kredileriyle, devlet destekleri zirveleriyle, banka buluşmalarıyla, e-oda hizmetleriyle, fuar destekleriyle, avantaj kartla, etik üye belgesiyle üyemizin yanında olduk.

Görev dönemimiz boyunca Türkiye’nin en düşük oda aidatlarından birisini alarak hizmet verdik.

Gerektiğinde kredi çektik, nefes kredisinin hacmini artırarak üyemize sahip çıktık.

Çünkü ATSO’nun varlık sebebi üyesidir.

Üyesinin finansmana erişimi zorlaştığında, ATSO yanında olmalıdır.

Üyesinin sektörel sorunu olduğunda, ATSO o sorunu alıp ilgili kurumların masasına taşımalıdır.

Biz geçmişte bunu yaptık.

 

Üyelerimizi dünyaya açmak için ATSOGLOBAL’i kurduk.

Üyelerimizi ihracatla tanıştırdık, yeni pazarlara açtık

Antalya firmasının sadece Antalya’da değil, dünyada da var olabileceğini gösterdik.

URGE projelerimiz Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde diğer odalara örnek gösterildi. 

Antalya 4.0 dedik, Antalya’nın vizyonuna sahip çıktık.

Sanayide, tarımda, turizmde, ticarette ve kent yaşamında dijital dönüşümü gündeme aldık.

O gün belki bazıları için uzak olan başlıklar, bugün herkesin konuştuğu temel meseleler haline geldi.

Çünkü bu kent günü kurtaran değil, geleceği kuran bir aklı hak ediyordu.

 

INOVATSO’yu kurduk, gençlere, girişimciye, yeni fikirlere sahip çıktık.

Genç girişimcilerimize, teknoloji üretmek isteyenlere, yazılımda, elektronikte, mekanikte yeni fikir geliştirenlere bir alan açtık.

Gençlerimiz o atölyelerde Antalya’nın ilk roketini ürettiler. O atölyelerden uluslararası girişimciler çıktı. 

 

KÖK Ödülleri ile sadece ödül vermedik, Antalya’ya değer katanlara sahip çıktık.

Ödül törenlerimizi tek etkinlikle buluşturarak Antalya’yı kapsayacak bir yapı haline getirdik.

Ettiğimiz tasarrufu Antalya’ya eser olarak döndürdük.

Kök törenleri ile 3 yılda kentimize 3 kalıcı eser kazandırdık. Meslek lisemize spor salonu, Aksu’ya uçak bakım hangarı, Kemer’e eğitim ve sanat merkezi yaptık.

İlçelerimize sahip çıktık.

Antalya’nın geleceğine sahip çıktık.

 

Kültür sanat alanında Antalya’yı dünyaca ünlü sanatçılarla buluşturma hayali kurduk. 

Eski hizmet binamızın yerinde emek emek inşa ettiğimiz Antalya Kültür Sanat'ı yaşayan bir kültür merkezine dönüştürdük.

Picasso ile açtığımız Antalya Kültür Sanat'ı, Rodin sergisiyle devrettik. O günlerde Ticaret Buluşmaları için Antalya'da bulunan rahmetli İlber Ortaylı'nın sergimiz için söylediği övgü dolu sözler, ortaya koyduğumuz vizyonun en güzel teyitlerinden biri oldu.

Ama biz bununla da yetinmedik.

Antalya'nın kör duvarlarını sanatla buluşturduk.

Kaleiçi’ne, kent belleğine, gastronomiye, coğrafi işaretlere, kent estetiğine sahip çıktık.

Çünkü Antalya sadece ticaretin, turizmin, tarımın ve sanayinin kenti değildir.

Antalya aynı zamanda kültürün de kentidir.

Sanatın kentidir.

Estetiğin kentidir.

 

Biz bu değerlere sahip çıktık.

Çevreci dönüşüm dedik.

İklim değişikliği dedik.

Yeşil ekonomi dedik.

ATSO Tarım Teknolojileri Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi projemizle Inavatso’da topraksız ve iklim değişimine dirençli tarım uygulamalarını örnek olarak hayata geçirdik. 

Daha bu kavramlar COP31 nedeniyle bugünkü kadar yaygın konuşulmazken, Antalya’nın geleceğini korumak için bu başlıkları gündeme taşıdık.

Sürdürülebilir ekonomiye sahip çıktık.

Gelecek kuşakların Antalya’sına sahip çıktık.

Nitelikli eleman sorununu sadece şikayet etmedik.

Çözüm için yapılar oluşturduk, eğitimler verdik, iş dünyasının ihtiyaçlarına cevap üretmeye çalıştık.

Mesleki eğitime sahip çıktık.

Üyemizin insan kaynağı ihtiyacına sahip çıktık.

İşte bütün bunların sonunda ATSO, Türkiye'de vizyoner projeleriyle parmakla gösterilen bir kurum haline geldi.

Ama bunların hiçbiri kendiliğinden olmadı.

Bunlar bir ekip işiydi.

Liyakatin, emeğin ve ortak aklın eseriydi.

Bu başarılar; ATSO'nun kurumsal hafızasının, üyelerinden aldığı gücün ve Antalya sevgisinin sonucuydu.

Biz bunun için gecemizi gündüzümüze kattık.

Ailelerimizle geçireceğimiz zamandan fedakarlık ettik.

Ama yaşadığımız manevi tatmin, bütün yorgunluğumuza değdi.

Çünkü biz günü kurtarmadık...

Projelerimizle geleceği inşa ettik. 

Ama şunu da açıkça söylemek isterim:

Bir kurumda süreklilik bozulursa, proje kültürü zayıflarsa, temsil gücü gerilerse, o kurumun geçmişte elde ettiği itibar hızla aşınır.

Ben bugün bu aşınmayı görüyorum.

ATSO’nun eski ağırlığının zayıfladığını görüyorum.

Antalya adına daha yüksek sesle konuşması gereken bir kurumun, olması gereken etkinlikte olmadığını görüyorum.

Kentin birleştirici gücü olma özelliğinin azaldığını görüyorum. 

Kurumları bir araya getiren, Antalya için istişare yapan, ortak akla sahip çıkan ATSO’nun kendi Yüksek İstişare Kurulunu bile toplayamadığını görüyorum. 

Üyeye, girişimciye, üretime, ihracata, kültür sanata, ortak akla ve kentin vizyonuna daha güçlü sahip çıkması gereken bir kurumun, eski gücünden uzaklaştığını görüyorum.

Geçmişte Antalya’ya vizyon veren ATSO’nun kendi 2025 stratejik planını yani yol haritasını ancak bir buçuk yıl sonra yani 2026’nın ortasında hazırlayabildiğini görüyorum.

İnovatso’nun, Kök ödülleri kurumsal markasının ve daha birçok projenin kaldırıldığını ya da dağıtıldığını görüyorum.

Türkiye’ye örnek gösterilen, iş insanlarımızı uluslararası pazarlara açan URGE projelerimizin sadece tarım sektöründe yürütülebildiğini, diğer URGE’lerin faaliyet bile ortaya koyamadığını görüyorum.

Antalya'nın ürünlerine sahip çıkmak için 32 yeni coğrafi işaret tescili hedefiyle çıkılan yolda, geçmişte bizim aldığımız coğrafi işaret tescillerine bir tane bile yeni ürün eklenemediğini görüyorum.

Bölgesel birlikteliği güçlendirdiğimiz, bölgesel network ve ticaret buluşmalarını gerçekleştirdiğimiz ATSO bünyesindeki BAGEV’in etkinliğini sorgulamayı geçtim, internet adresini bile koruyamadığını görüyorum.

İnanılır gibi değil ama bugün bagev.org.tr’yi tıkladığınızda karşınıza bir Balıkesir firması çıkıyor.

Türkiye’nin en düşük oda aidatlarından birisinin bugün en yüksek oda aidatlarından birisi haline geldiğini ve bunun iş insanları üzerindeki yükünü görüyorum. 

 

Antalya’da gündem sarsıcı birçok gelişme olurken ATSO’nun sesinin güçlü şekilde çıkmadığını, çözüm önerilerinin ortaya koyamadığını görüyorum.

Geçmişte yerel ve merkezi yöneticilere, seçim dönemlerinde adaylara Antalya'nın taleplerini, önceliklerini, vizyonunu kitapçıklar halinde sunan ve tarihe not düşen bu kurumun, bugün bu geleneği sürdüremediğini görüyorum

2009 yılından bu yana kesintisiz yayımlanan ATSO faaliyet raporunun bile en son 2023’de kaldığını görüyorum.

Eskiden düzenli piyasa ve meclis anketleri yapar, üyemizin ve Antalya ekonomisinin nabzını tutardık. Bu verileri geçmişle karşılaştırarak güçlü bir kurumsal hafıza oluştururduk.

Ne yazık ki bugün bu sürekliliğin kesintiye uğradığını görüyorum.

Ve daha birçok şey görüyorum ve bunlar benim içimi acıtıyor.

Çünkü kaybeden bir kişi ya da yönetim anlayışı değildir; Antalya'dır, iş dünyamızdır, geleceğimizdir.

 

Kıymetli arkadaşlarım,

Elbette ki bu tabloyu yalnızca ben görmüyorum.

Geçmişte birlikte görev yaptığımız ekibimiz de görüyor. Antalya’ya sahip çıkan, değer veren, Antalya için sorumluluk hisseden kıymetli arkadaşlarımız da görüyor. 

İnanın 1 yıldır, özelikle de son 6 aydır telefonlarım hiç susmadı.

Nereye gittiysem aynı çağrıyı duydum.

Demek ki iyi işler yapmışız ki her arayan, her gören sorumluluk almam için telkinde bulundu. İtiraf etmeliyim ki ilk başlarda çekimser kaldım.

Ancak sonra mevcut tabloya baktım ve kendime şu soruyu sordum:

“Davut Çetin, sen ATSO’ya bu kadar emek verdin.

Bu şehirde, bu camiada görev alınabilecek her yerde görev yaptın.

TOBB Yönetim Kurulu Üyeliğinden ATSO Başkanlığına kadar hemen her kademede sorumluluk üstlendin.

Antalya’nın önemli kurumlarında yönetim kurulu başkanlığı yaptın, Türkiye’nin önemli kurumlarında yönetim kurulu üyeliği yaptın.

 

Bu kent için projelere imza attın.

Geceni gündüzüne kattın.

Şimdi bütün bunlardan sonra kenarda durup, ayaklarını uzatıp geriye gidişi sadece izleyebilir misin?”

Benim cevabım “hayır” oldu.

Sadece benim değil, ekip arkadaşlarımın da cevabı “hayır” oldu. 

 

 

Çünkü mesele benim şahsi geleceğim değil.

Mesele Antalya’nın geleceği.

Mesele ATSO’nun geleceği.

Mesele Antalya iş dünyasının itibarı.

Mesele bu kentin üretim gücü, ticaret gücü, ihracat gücü, turizm gücü, tarım gücü, sanayi gücü.

Ben geçmişte görev yaptım diye bugün sorumluluktan kaçamam.

Ben “zaten yaptım” deyip kenara çekilemem.

Ben “artık bana ne” diyemem.

Emek verdiğiniz bir kurum geriye gidiyorsa, susmak da bir tercihtir.

Ben ve ekibim susmayı tercih etmiyoruz.

Biz, susmayı tercih etmiyoruz.

Çünkü biz sahip çıkmak için geliyoruz.

Çünkü Antalya’nın yeniden güçlü, üretken, itibarlı ve öncü bir ATSO’ya ihtiyacı var.

Çünkü Antalya’nın sorunların çözüm yollarını gösterecek, bunun için lobi yapacak güçlü bir iradeye ihtiyacı var.

 

Çünkü yarım kalan projeler var.

Kesintiye uğrayan işler var.

Yeniden ayağa kaldırılması gereken kurumsal kapasite var.

Çünkü ATSO yeniden Türkiye’de örnek gösterilen oda olmalıdır.

Çünkü ATSO’nun projeleri yeniden Türkiye’deki tüm odalara örnek gösterilmelidir.

Çünkü ATSO yeniden Antalya’nın birleştirici gücü, orak aklı olmalıdır. 

 

İşte bu yüzden...

Bu seçim sadece ATSO'nun seçimi değildir.

Bu seçim, Antalya'nın yeniden güçlü bir sese kavuşup kavuşmayacağının seçimidir.

Bu seçim, Antalya'nın ortak aklının yeniden ayağa kalkıp kalkmayacağının seçimidir.

 

Biz bunun için yola çıkıyoruz.

Bir koltuğa dönmek için değil;

144 yıllık kurumsal mirasa sahip çıkmak için...

Antalya iş dünyasının sesini yeniden güçlendirmek için yola çıkıyoruz.

Biz hiçbir zaman üyemizin karşısına boş vaatlerle ve hamasetle çıkmadık.

 

Başımız dik bir şekilde çıktık.

Antalya sevdamızla çıktık.

Yaptıklarımızla çıktık.

Yüzlerce proje ile çıktık.

Somut eserlerle çıktık.

Bugün de aynı anlayışla yeniden yola çıkıyoruz.

Ama bu kez sadece "devam" demiyoruz.

Bu kez diyoruz ki;

Birlikte ATSO’yu yeniden ayağa kaldırıyoruz.

 

Çünkü bugün Antalya'nın ihtiyacı olan şey;

Güveni yeniden inşa etmektir.

Kurumlarımızda liyakati yeniden hakim kılmaktır.

Sorunları konuşan değil,

Çözüm üreten bir anlayışı yeniden güçlendirmektir. 

 

Bunun ilk adımlarından biri de üyemizin üzerindeki yükü hafifletmektir.

Geçmişte olduğu gibi, üyemizi yük altında bırakan değil, üyemizin yükünü hafifleten bir anlayışla hareket edeceğiz.

Bu nedenle göreve geldiğimizde ilk iki yıl oda aidatlarında artış yapmayacağız. 

Çünkü bugün üyemizin yeni yüklere değil, nefes almaya ihtiyacı var. 

 

Kıymetli yol arkadaşlarım,

Bizim önümüzde yeni bir dönem var.

Bu dönemde 7 ana başlıkta hazırladığımız 50 projeyle;

Üyemizi daha güçlü kılan,

Girişimcinin önünü açan,

Üretimi destekleyen,

İhracatı büyüten,

Gençleri cesaretlendiren,

Antalya'nın vizyonunu geleceğe taşıyan bir ATSO'yu hep birlikte yeniden inşa edeceğiz.

Çünkü bu kurum hiçbirimizin şahsi makamı değildir.

Bu kurum,

144 yıllık ortak emeğin emanetidir.

Ve bu emanete sahip çıkmak, hepimizin sorumluluğudur.

Biz kavga etmeye gelmiyoruz.

Biz hesaplaşmaya gelmiyoruz.

Biz yeniden üretmeye geliyoruz.

Yeniden güven inşa etmeye geliyoruz.

Yeniden liyakati hâkim kılmaya geliyoruz.

Yeniden çözüm üretmeye geliyoruz.

Ve en önemlisi...

Üyemize...

ATSO'ya...

Antalya'ya...

Hep birlikte sahip çıkmaya geliyoruz. 

 

Yaptıklarımız ortada.  

Yapacaklarımız hazır. 

İnancımız tam.

 

Yolumuz açık olsun.

Allah birlik ve beraberliğimizi daim etsin.

Sağ olun, var olun…