ATSO Başkan Adayı Davut Çetin, Antalya Havaalanı Yolu üzerindeki seçim ofisini görkemli bir törenle açtı. Antalya iş dünyasının birçok tanınmış ismi açılışta Davut Çetin’e destek verirken, seçimde “Kırmızı” liste ile yarışacak olan yol arkadaşları adeta gövde gösterisi yaptı.
Seçimlerde Davut Çetin’in yanında yer alacaklarını açıklayan ATSO Başkan Yardımcısı Hakan Pakalın ile Korkuteli OSB Başkanı Osman Bahçe ile çok sayıda ATSO Meclis ve Komite Üyesi de açılışa katılarak Davut Çetin’e destek verdi.
Açılış törenine ailesi ile gelen Davut Çetin yaptığı konuşmada,
“Bugün burada yalnızca bir seçim sürecini başlatmak için bir araya gelmedik.
Bugün, 144 yıllık dev bir emanet olan Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’na hep birlikte sahip çıkmak için
buradayız. Antalya iş dünyasının emek vererek birlikte büyüttüğü
kurumsal mirası yeniden ayağa kaldırmak için buradayız. Sevdamız olan
Antalya’ya karşı sorumluluğumuzu yeniden üstlenmek için buradayız.” İfadesini
kullandı.
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığına hiçbir zaman makam
gözüyle bakmadığını vurgulayan Davut Çetin, “Hepiniz beni bilirsiniz. Geçmişte hiçbir görevim olmadığında da
ATSO’ya hizmetlerimi bilirsiniz. ATSO, benim
için her zaman bir görev yerinden çok daha fazlası oldu.
Çünkü ATSO benim için Antalya’nın
aklıdır.
Sesidir.
Vicdanıdır.
Üretme gücüdür.
ATSO, bu kentin iş dünyasının ortak çatısıdır.
Üyemizin derdini anlatabildiği kapıdır.
Sektörlerimizin çözüm aradığı yerdir.
Antalya’nın geleceğine dair ortak aklı öne çıkaran en
önemli kurumlardan biridir.
Biz bu kuruma böyle baktık.
Biz ATSO’yu böyle sahiplendik.” dedi.
BİRLİKTE ATSO’YU YENİDEN AYAĞA KALDIRIYORUZ
ATSO’nun yeniden Türkiye’de örnek
gösterilen, Antalya’nın birleştirici gücü, orak aklı olması gerektiğini
belirten Davut Çetin konuşmasını şöyle sürdürdü;
“İşte bu yüzden bu seçim sadece ATSO'nun seçimi
değildir. Bu seçim, Antalya'nın
yeniden güçlü bir sese kavuşup kavuşmayacağının seçimidir. Bu seçim, Antalya'nın ortak aklının yeniden
ayağa kalkıp kalkmayacağının seçimidir. Biz bunun için yola çıkıyoruz. Bir
koltuğa dönmek için değil; 144 yıllık kurumsal mirasa sahip çıkmak için... Antalya
iş dünyasının sesini yeniden güçlendirmek için yola çıkıyoruz. Biz hiçbir
zaman üyemizin karşısına boş vaatlerle ve hamasetle çıkmadık. Başımız dik
bir şekilde çıktık. Antalya sevdamızla çıktık. Yaptıklarımızla çıktık. Yüzlerce
proje ile çıktık. Somut eserlerle çıktık. Bugün de aynı anlayışla yeniden yola çıkıyoruz. Ama bu kez sadece
"devam" demiyoruz. Bu kez diyoruz ki; Birlikte ATSO’yu yeniden ayağa kaldırıyoruz. Çünkü bugün
Antalya'nın ihtiyacı olan şey; Güveni yeniden
inşa etmektir. Kurumlarımızda liyakati yeniden hakim kılmaktır. Sorunları konuşan değil, çözüm üreten bir anlayışı
yeniden güçlendirmektir.
ODA AİDATLARINA ZAM YOK
Seçilmesi halinde ilk olarak üyelerin üzerindeki yükü
hafifleteceklerini vurgulayan Davut Çetin, “Geçmişte olduğu gibi, üyemizi yük
altında bırakan değil, üyemizin yükünü hafifleten bir anlayışla hareket
edeceğiz. Bu nedenle göreve
geldiğimizde ilk iki yıl oda aidatlarında artış yapmayacağız. Çünkü bugün üyemizin yeni yüklere değil,
nefes almaya ihtiyacı var.
ATSO'YU HEP BİRLİKTE YENİDEN İNŞA EDECEĞİZ
Bu dönemde 7 ana başlıkta hazırladığımız 50 projeyle; Üyemizi daha
güçlü kılan, Girişimcinin önünü açan, Üretimi destekleyen, İhracatı büyüten,
Gençleri cesaretlendiren, Antalya'nın vizyonunu geleceğe taşıyan bir ATSO'yu hep
birlikte yeniden inşa edeceğiz. Çünkü bu kurum hiçbirimizin şahsi makamı
değildir.
Bu kurum, 144 yıllık ortak emeğin emanetidir.
Ve bu emanete sahip çıkmak, hepimizin sorumluluğudur.
Biz kavga etmeye gelmiyoruz.
Biz hesaplaşmaya gelmiyoruz.
Biz yeniden üretmeye geliyoruz.
Yeniden güven inşa etmeye geliyoruz.
Yeniden liyakati hâkim kılmaya geliyoruz.
Yeniden çözüm üretmeye geliyoruz.
Ve en önemlisi...
Üyemize...
ATSO'ya...
Antalya'ya...
Hep birlikte sahip çıkmaya geliyoruz.” diye konuştu.
DAVUT ÇETİN’İN
KONUŞMASI ŞÖYLE;
Değerli
ATSO üyeleri,
Değerli yol
arkadaşlarım,
Antalya iş
dünyasının kıymetli temsilcileri,
Basınımızın
kıymetli temsilcileri,
Hanımefendiler,
beyefendiler,
Seçim
sürecimizin ilk toplantısına hoş geldiniz, şeref verdiniz.
Arkadaşlar, neyse ki bütün projeleri filme
koymamışlar. Hepsini koysalar, bu akşam filmi izler, konuşmayı da yarın
yapardık.
Kıymetli
dostlarım,
Bugün
burada yalnızca bir seçim sürecini başlatmak için bir araya gelmedik.
Bugün, 144
yıllık dev bir emanet olan Antalya
Ticaret ve Sanayi Odası’na hep birlikte sahip çıkmak için buradayız.
Antalya iş
dünyasının emek vererek birlikte büyüttüğü kurumsal mirası yeniden ayağa
kaldırmak için buradayız.
Sevdamız
olan Antalya’ya karşı sorumluluğumuzu yeniden üstlenmek için buradayız.
Hepiniz
beni bilirsiniz.
Ben ATSO’ya hiçbir zaman bir makam
gözüyle bakmadım.
Geçmişte
hiçbir görevim olmadığında da ATSO’ya hizmetlerimi bilirsiniz.
ATSO, benim için her zaman bir görev yerinden çok daha fazlası oldu.
Çünkü ATSO benim için Antalya’nın aklıdır.
Sesidir.
Vicdanıdır.
Üretme
gücüdür.
ATSO, bu
kentin iş dünyasının ortak çatısıdır.
Üyemizin
derdini anlatabildiği kapıdır.
Sektörlerimizin
çözüm aradığı yerdir.
Antalya’nın
geleceğine dair ortak aklı öne
çıkaran en önemli kurumlardan
biridir.
Biz bu
kuruma böyle baktık.
Biz ATSO’yu böyle sahiplendik.
Hatırlatmakta
fayda var,
ATSO’da görev yaptığımız dönemde büyük zorluklar da yaşadık.
Rusya
krizini yaşadık.
15 Temmuz’u
yaşadık.
ATSO
binasını hedef alan terör saldırısını yaşadık.
Ekonomik
dalgalanmaları yaşadık.
Pandemiyi
yaşadık.
Turizmin,
ticaretin, sanayinin, tarımın büyük sınavlardan geçtiği yılları birlikte
yaşadık.
Ama biz o
günlerde geri çekilmedik.
Bahane
üretmedik.
Kapıları
kapatmadık.
Üyemizi
yalnız bırakmadık.
Antalya iş
dünyasının sesini kısmadık.
Antalya iş
dünyasının her sorununu kamuoyuna, Ankara’ya taşıdık.
Çünkü biz
biliyorduk ki ATSO susarsa, Antalya iş dünyasının, Antalyalının sesi zayıflar.
Bizler, ATSO’yu sadece belge veren bir kurum olarak
görmedik.
ATSO’yu Antalya’nın geleceğini kuran,
üyelerinin yanında duran, sektörlerinin derdini bilen, çözüm üreten, proje
geliştiren güçlü bir kurum haline getirmek için çalıştık.
Görev
yaptığımız dönemde Antalya
gündemden düşmedi.
ATSO
gündemden düşmedi.
Üyelerimizin
sesi duyuldu.
Sektörlerimizin
sorunları görünür oldu.
Basında
Türkiye’nin en fazla yer alan Ticaret ve Sanayi Odası olduk.
Antalya
Ticaret ve Sanayi Odası, Türkiye’de dikkatle izlenen, takip edilen, parmakla
gösterilen bir oda haline geldi.
Projelerimiz
TOBB’da diğer odalara örnek gösterildi. Türkiye’nin dört bir yanından Oda
yetkilileri geldiler süreçlerimizi incelediler.
Kendilerini
bize bakarak yenilediler.
ATSO, o dönemde hep ilklerin ve yeniliklerin odası oldu.
Kıymetli
yol arkadaşlarım,
İşte bugün yeniden yola çıkmamızın sebebi de tam olarak budur.
Çünkü biz bu kurumu hiçbir zaman sadece bir oda olarak görmedik.
Onu Antalya'nın lokomotifi, ortak aklı
olarak gördük.
Bugün açıkça görüyoruz ki ATSO’nun gücü zayıfladığında sadece bir kurum
zayıflamıyor.
Antalya’nın
lobi gücü zayıflıyor.
Üyemizin
Ankara’daki sesi zayıflıyor.
Sektörlerimizin
çözüm üretme kapasitesi zayıflıyor.
Antalya’nın
geleceğe dair iddiası zayıflıyor.
Biz bunu kabul etmiyoruz.
Çünkü bu
odaya çok emek verdik.
Yönetim
kurulumuzla, meclisimizle, meslek komitelerimizle, çalışanlarımızla,
üyelerimizle birlikte çok büyük bir emek verdik.
Birlikte
yüzlerce projeyi hayata geçirdik.
Üyelerimiz
için destek mekanizmaları kurduk.
Nefes
kredileriyle, devlet destekleri zirveleriyle, banka buluşmalarıyla, e-oda
hizmetleriyle, fuar destekleriyle, avantaj kartla, etik üye belgesiyle üyemizin yanında olduk.
Görev
dönemimiz boyunca Türkiye’nin en
düşük oda aidatlarından birisini alarak hizmet verdik.
Gerektiğinde kredi çektik, nefes kredisinin hacmini
artırarak üyemize sahip çıktık.
Çünkü ATSO’nun varlık sebebi üyesidir.
Üyesinin
finansmana erişimi zorlaştığında, ATSO yanında olmalıdır.
Üyesinin
sektörel sorunu olduğunda, ATSO o sorunu alıp ilgili kurumların masasına
taşımalıdır.
Biz geçmişte bunu yaptık.
Üyelerimizi
dünyaya açmak için ATSOGLOBAL’i kurduk.
Üyelerimizi
ihracatla tanıştırdık, yeni pazarlara açtık
Antalya
firmasının sadece Antalya’da değil, dünyada da var olabileceğini gösterdik.
URGE
projelerimiz Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde diğer odalara örnek
gösterildi.
Antalya 4.0
dedik, Antalya’nın vizyonuna sahip çıktık.
Sanayide,
tarımda, turizmde, ticarette ve kent yaşamında dijital dönüşümü gündeme aldık.
O gün belki
bazıları için uzak olan başlıklar, bugün herkesin konuştuğu temel meseleler
haline geldi.
Çünkü bu
kent günü kurtaran değil, geleceği kuran bir aklı hak ediyordu.
INOVATSO’yu kurduk, gençlere, girişimciye, yeni
fikirlere sahip çıktık.
Genç
girişimcilerimize, teknoloji üretmek isteyenlere, yazılımda, elektronikte,
mekanikte yeni fikir geliştirenlere bir alan açtık.
Gençlerimiz
o atölyelerde Antalya’nın ilk roketini ürettiler. O atölyelerden uluslararası
girişimciler çıktı.
KÖK
Ödülleri ile sadece ödül vermedik, Antalya’ya değer katanlara sahip çıktık.
Ödül törenlerimizi tek etkinlikle buluşturarak Antalya’yı kapsayacak bir yapı haline
getirdik.
Ettiğimiz tasarrufu Antalya’ya eser olarak
döndürdük.
Kök
törenleri ile 3 yılda kentimize 3 kalıcı eser kazandırdık. Meslek lisemize spor
salonu, Aksu’ya uçak bakım hangarı, Kemer’e eğitim ve sanat
merkezi yaptık.
İlçelerimize
sahip çıktık.
Antalya’nın
geleceğine sahip çıktık.
Kültür
sanat alanında Antalya’yı dünyaca ünlü sanatçılarla buluşturma hayali kurduk.
Eski hizmet
binamızın yerinde emek emek inşa ettiğimiz Antalya Kültür Sanat'ı
yaşayan bir kültür merkezine dönüştürdük.
Picasso ile
açtığımız Antalya Kültür Sanat'ı, Rodin sergisiyle devrettik. O günlerde
Ticaret Buluşmaları için Antalya'da bulunan rahmetli İlber Ortaylı'nın sergimiz
için söylediği övgü dolu sözler, ortaya koyduğumuz vizyonun en güzel
teyitlerinden biri oldu.
Ama biz
bununla da yetinmedik.
Antalya'nın
kör duvarlarını sanatla buluşturduk.
Kaleiçi’ne,
kent belleğine, gastronomiye, coğrafi işaretlere, kent estetiğine sahip çıktık.
Çünkü
Antalya sadece ticaretin, turizmin, tarımın ve sanayinin kenti değildir.
Antalya
aynı zamanda kültürün de kentidir.
Sanatın
kentidir.
Estetiğin
kentidir.
Biz bu
değerlere sahip çıktık.
Çevreci
dönüşüm dedik.
İklim
değişikliği dedik.
Yeşil
ekonomi dedik.
ATSO Tarım
Teknolojileri Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi projemizle Inavatso’da topraksız ve iklim
değişimine dirençli tarım uygulamalarını örnek olarak hayata geçirdik.
Daha bu
kavramlar COP31 nedeniyle bugünkü kadar yaygın
konuşulmazken, Antalya’nın geleceğini korumak için bu başlıkları gündeme
taşıdık.
Sürdürülebilir
ekonomiye sahip çıktık.
Gelecek
kuşakların Antalya’sına sahip çıktık.
Nitelikli
eleman sorununu sadece şikayet etmedik.
Çözüm için yapılar oluşturduk, eğitimler verdik,
iş dünyasının ihtiyaçlarına cevap üretmeye çalıştık.
Mesleki
eğitime sahip çıktık.
Üyemizin
insan kaynağı ihtiyacına sahip çıktık.
İşte bütün bunların sonunda ATSO, Türkiye'de
vizyoner projeleriyle parmakla gösterilen bir kurum haline geldi.
Ama bunların hiçbiri kendiliğinden olmadı.
Bunlar bir ekip işiydi.
Liyakatin, emeğin ve ortak aklın eseriydi.
Bu başarılar; ATSO'nun kurumsal hafızasının, üyelerinden aldığı
gücün ve Antalya sevgisinin sonucuydu.
Biz bunun için gecemizi gündüzümüze kattık.
Ailelerimizle geçireceğimiz zamandan fedakarlık
ettik.
Ama yaşadığımız manevi tatmin, bütün
yorgunluğumuza değdi.
Çünkü biz günü kurtarmadık...
Projelerimizle geleceği inşa ettik.
Ama şunu da
açıkça söylemek isterim:
Bir kurumda
süreklilik bozulursa, proje kültürü zayıflarsa, temsil gücü gerilerse, o
kurumun geçmişte elde ettiği itibar hızla aşınır.
Ben bugün
bu aşınmayı görüyorum.
ATSO’nun eski ağırlığının zayıfladığını
görüyorum.
Antalya
adına daha yüksek sesle konuşması gereken bir kurumun, olması gereken
etkinlikte olmadığını görüyorum.
Kentin
birleştirici gücü olma özelliğinin azaldığını görüyorum.
Kurumları bir araya getiren, Antalya için istişare yapan,
ortak akla sahip çıkan ATSO’nun kendi Yüksek İstişare Kurulunu bile
toplayamadığını görüyorum.
Üyeye,
girişimciye, üretime, ihracata, kültür sanata, ortak akla ve kentin vizyonuna
daha güçlü sahip çıkması gereken bir kurumun, eski gücünden uzaklaştığını görüyorum.
Geçmişte
Antalya’ya vizyon veren ATSO’nun kendi 2025 stratejik planını yani yol haritasını ancak bir buçuk yıl sonra yani 2026’nın ortasında hazırlayabildiğini görüyorum.
İnovatso’nun,
Kök ödülleri kurumsal markasının ve
daha birçok projenin kaldırıldığını ya da dağıtıldığını görüyorum.
Türkiye’ye örnek gösterilen, iş insanlarımızı
uluslararası pazarlara açan URGE projelerimizin sadece tarım sektöründe yürütülebildiğini, diğer URGE’lerin faaliyet bile ortaya koyamadığını görüyorum.
Antalya'nın ürünlerine sahip çıkmak için 32 yeni coğrafi işaret tescili hedefiyle
çıkılan yolda, geçmişte
bizim aldığımız coğrafi işaret tescillerine bir tane bile yeni ürün eklenemediğini
görüyorum.
Bölgesel
birlikteliği güçlendirdiğimiz,
bölgesel network ve ticaret
buluşmalarını gerçekleştirdiğimiz ATSO bünyesindeki BAGEV’in etkinliğini sorgulamayı geçtim, internet adresini bile koruyamadığını görüyorum.
İnanılır gibi değil ama bugün bagev.org.tr’yi tıkladığınızda karşınıza bir Balıkesir firması çıkıyor.
Türkiye’nin
en düşük oda aidatlarından birisinin bugün en yüksek oda aidatlarından birisi
haline geldiğini ve bunun iş
insanları üzerindeki yükünü görüyorum.
Antalya’da
gündem sarsıcı birçok gelişme olurken ATSO’nun sesinin güçlü şekilde
çıkmadığını, çözüm önerilerinin ortaya koyamadığını görüyorum.
Geçmişte
yerel ve merkezi yöneticilere, seçim dönemlerinde adaylara Antalya'nın
taleplerini, önceliklerini, vizyonunu kitapçıklar
halinde sunan ve tarihe not düşen bu kurumun, bugün bu
geleneği sürdüremediğini görüyorum
2009
yılından bu yana kesintisiz yayımlanan ATSO faaliyet
raporunun bile en son 2023’de kaldığını
görüyorum.
Eskiden düzenli piyasa ve meclis anketleri
yapar, üyemizin ve Antalya ekonomisinin nabzını tutardık. Bu verileri geçmişle karşılaştırarak güçlü bir kurumsal hafıza
oluştururduk.
Ne yazık ki bugün bu sürekliliğin kesintiye
uğradığını görüyorum.
Ve daha
birçok şey görüyorum ve bunlar benim içimi acıtıyor.
Çünkü
kaybeden bir kişi ya da yönetim
anlayışı değildir; Antalya'dır,
iş dünyamızdır, geleceğimizdir.
Kıymetli
arkadaşlarım,
Elbette ki bu tabloyu yalnızca ben
görmüyorum.
Geçmişte birlikte görev yaptığımız ekibimiz
de görüyor. Antalya’ya sahip çıkan, değer veren, Antalya için sorumluluk hisseden kıymetli arkadaşlarımız da görüyor.
İnanın 1 yıldır, özelikle de son 6 aydır telefonlarım hiç susmadı.
Nereye gittiysem aynı çağrıyı duydum.
Demek ki iyi işler yapmışız ki her arayan,
her gören sorumluluk almam için telkinde bulundu. İtiraf etmeliyim ki ilk başlarda çekimser kaldım.
Ancak sonra mevcut tabloya baktım ve kendime şu soruyu sordum:
“Davut
Çetin, sen ATSO’ya bu kadar emek verdin.
Bu şehirde,
bu camiada görev alınabilecek her yerde görev yaptın.
TOBB
Yönetim Kurulu Üyeliğinden ATSO Başkanlığına kadar hemen her kademede
sorumluluk üstlendin.
Antalya’nın
önemli kurumlarında yönetim kurulu başkanlığı yaptın, Türkiye’nin önemli kurumlarında yönetim kurulu üyeliği yaptın.
Bu kent
için projelere imza attın.
Geceni
gündüzüne kattın.
Şimdi bütün
bunlardan sonra kenarda durup, ayaklarını uzatıp geriye gidişi sadece
izleyebilir misin?”
Benim
cevabım “hayır” oldu.
Sadece
benim değil, ekip arkadaşlarımın da cevabı “hayır” oldu.
Çünkü
mesele benim şahsi geleceğim değil.
Mesele
Antalya’nın geleceği.
Mesele ATSO’nun geleceği.
Mesele
Antalya iş dünyasının itibarı.
Mesele bu
kentin üretim gücü, ticaret gücü, ihracat gücü, turizm gücü, tarım gücü, sanayi
gücü.
Ben
geçmişte görev yaptım diye bugün sorumluluktan kaçamam.
Ben “zaten
yaptım” deyip kenara çekilemem.
Ben “artık
bana ne” diyemem.
Emek
verdiğiniz bir kurum geriye gidiyorsa, susmak da bir tercihtir.
Ben ve ekibim susmayı tercih etmiyoruz.
Biz, susmayı tercih etmiyoruz.
Çünkü biz
sahip çıkmak için geliyoruz.
Çünkü
Antalya’nın yeniden güçlü, üretken, itibarlı ve öncü bir ATSO’ya ihtiyacı var.
Çünkü
Antalya’nın sorunların çözüm yollarını gösterecek, bunun için lobi yapacak
güçlü bir iradeye ihtiyacı var.
Çünkü yarım
kalan projeler var.
Kesintiye
uğrayan işler var.
Yeniden
ayağa kaldırılması gereken kurumsal kapasite var.
Çünkü ATSO
yeniden Türkiye’de örnek gösterilen oda olmalıdır.
Çünkü ATSO’nun projeleri yeniden Türkiye’deki tüm
odalara örnek gösterilmelidir.
Çünkü ATSO
yeniden Antalya’nın birleştirici gücü, orak aklı olmalıdır.
İşte bu yüzden...
Bu seçim sadece ATSO'nun seçimi değildir.
Bu seçim, Antalya'nın yeniden güçlü bir sese
kavuşup kavuşmayacağının seçimidir.
Bu seçim, Antalya'nın ortak aklının yeniden
ayağa kalkıp kalkmayacağının seçimidir.
Biz bunun için yola çıkıyoruz.
Bir koltuğa dönmek için değil;
144 yıllık kurumsal mirasa sahip çıkmak
için...
Antalya iş dünyasının sesini yeniden
güçlendirmek için yola çıkıyoruz.
Biz hiçbir zaman üyemizin karşısına boş vaatlerle ve
hamasetle çıkmadık.
Başımız dik
bir şekilde çıktık.
Antalya
sevdamızla çıktık.
Yaptıklarımızla
çıktık.
Yüzlerce
proje ile çıktık.
Somut
eserlerle çıktık.
Bugün de aynı anlayışla yeniden yola çıkıyoruz.
Ama bu kez
sadece "devam" demiyoruz.
Bu kez
diyoruz ki;
Birlikte ATSO’yu yeniden ayağa kaldırıyoruz.
Çünkü bugün
Antalya'nın ihtiyacı olan şey;
Güveni yeniden
inşa etmektir.
Kurumlarımızda liyakati yeniden hakim
kılmaktır.
Sorunları
konuşan değil,
Çözüm üreten bir anlayışı yeniden güçlendirmektir.
Bunun ilk adımlarından biri de üyemizin
üzerindeki yükü hafifletmektir.
Geçmişte olduğu gibi, üyemizi yük altında
bırakan değil, üyemizin yükünü hafifleten bir anlayışla hareket edeceğiz.
Bu nedenle göreve geldiğimizde ilk iki yıl
oda aidatlarında artış yapmayacağız.
Çünkü bugün üyemizin yeni yüklere değil,
nefes almaya ihtiyacı var.
Kıymetli
yol arkadaşlarım,
Bizim
önümüzde yeni bir dönem var.
Bu dönemde
7 ana başlıkta hazırladığımız 50 projeyle;
Üyemizi daha güçlü kılan,
Girişimcinin önünü açan,
Üretimi destekleyen,
İhracatı büyüten,
Gençleri cesaretlendiren,
Antalya'nın
vizyonunu geleceğe taşıyan bir ATSO'yu hep birlikte yeniden inşa edeceğiz.
Çünkü bu
kurum hiçbirimizin şahsi makamı değildir.
Bu kurum,
144 yıllık
ortak emeğin emanetidir.
Ve bu
emanete sahip çıkmak, hepimizin
sorumluluğudur.
Biz kavga
etmeye gelmiyoruz.
Biz
hesaplaşmaya gelmiyoruz.
Biz yeniden
üretmeye geliyoruz.
Yeniden güven inşa etmeye geliyoruz.
Yeniden liyakati hâkim kılmaya geliyoruz.
Yeniden çözüm üretmeye geliyoruz.
Ve en
önemlisi...
Üyemize...
ATSO'ya...
Antalya'ya...
Hep birlikte sahip çıkmaya geliyoruz.
Yaptıklarımız ortada.
Yapacaklarımız hazır.
İnancımız
tam.
Yolumuz açık olsun.
Allah
birlik ve beraberliğimizi daim etsin.
Sağ olun,
var olun…