AKTOB Geleneksel Sektörel Değerlendirme Buluşması, 17 Eylül 2026’da Voyage Kundu Hotel’de kamu ve turizm sektörünün önemli temsilcilerini bir araya getirdi. Küresel turizmde değişen rekabet koşulları, Türkiye’nin yeni turizm hikâyeleri, destinasyon yönetimi ve Antalya’nın gelecek dönem stratejileri buluşmanın ana gündemini oluşturdu.
Buluşmaya konuk konuşmacı olarak Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan katıldı. Antalya Valisi Hulusi Şahin başta olmak üzere Aksu Kaymakamı Cevat Çelik, Konyaaltı Kaymakamı Rahmi Köse, Kepez Kaymakamı Suat Dervişoğlu, Muratpaşa Kaymakamı İhsan Kara, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürü Ayhan Gök, Antalya Rölöve ve Anıtlar Müdürü Veysel Akın, ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, TÜROFED Önceki Dönem Başkanı Ahmet Barut, Antalya Çalışma ve İş Kurumu Müdürü İlhan Çolakoğlu, Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı İdris Taş, POYD Başkanı Hakan Saatçioğlu, SKAL Antalya Başkanı Erdoğan Turan, KKTC Başkonsolosu Aslı Erkmen ve Kazakistan Cumhuriyeti Antalya Başkonsolosu Kuat Kanafeyev ile turizm sektörünün temsilcileri buluşmada yer aldı.
ALPASLAN: “TURİZM ÜLKEMİZ İÇİN STRATEJİK
BİR SEKTÖR”
Buluşmanın konuk konuşmacısı Kültür ve
Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, turizmin Türkiye açısından stratejik
önemine dikkat çekerek, kamu ve özel sektör arasında oluşturulan iş birliği
modelinin sektörün gelişiminde önemli rol oynadığını söyledi.
“Turizm sektörü ülkemiz için çok
kıymetli bir sektör” diyen Alpaslan, turizmin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan’ın liderliğinde stratejik sektör ilan edildiğini belirterek, sektör
paydaşlarıyla Türkiye’nin turizm geleceğine yönelik stratejik bir iş birliği
oluşturulduğunu ifade etti.
Bu yaklaşımın devamında kamu ile
sektörün birlikte yer aldığı Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın
(TGA) kurulduğunu hatırlatan Alpaslan, etkin tanıtım çalışmalarının Türkiye’nin
uluslararası turizmdeki konumunun güçlenmesine önemli katkı sağladığını
söyledi.
Alpaslan, “Etkili bir tanıtım çalışması
ile son 8 yılda turizmde gıpta edilen bir başarı yakaladık. Ziyaretçi sayımızı
ve gelirlerimizi artırdık. Dünyanın en önemli turizm ülkelerinden biri haline
geldik” dedi.
“TURİZMDEKİ BAŞARI HİKÂYEMİZ SÜRECEK”
Turizm sektörünün küresel ve bölgesel
gelişmelere karşı hassasiyetine de dikkat çeken Alpaslan, Rusya-Ukrayna Savaşı
ve Orta Doğu’daki gelişmelerin sektör açısından önemli riskler oluşturduğunu
belirtti.
Türkiye’nin zorlu jeopolitik koşullara
rağmen turizmde istikrarını koruduğunu ifade eden Alpaslan, “Böyle bir
konjonktür, içinde çok büyük riskler de barındırıyor. Rusya-Ukrayna Savaşı,
Orta Doğu’daki gelişmelerle birlikte etrafımız adeta bir yangın yeri. Böyle bir
ortamda istikrarımızla başarılı olduk. Turizmdeki başarı hikâyemiz sürecek. O
potansiyel ülkemizde fazlasıyla var. Yakaladığımız başarıyı daha da yukarıya
taşımak istiyoruz. Büyük bir şevkle sektörümüzle birlikte çalışmaya devam
edeceğiz” diye konuştu.
KÜRESEL REKABETTEN ANTALYA’NIN
GELECEĞİNE
AKTOB Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu ise
gerçekleştirdiği sunumda küresel turizmin 2026 görünümünden rakip ülkelerin
turizm yönetim modellerine, Türkiye–İtalya rekabet analizinden Türkiye
turizminin yeni hikâye ve deneyim alanlarına kadar geniş bir çerçevede
değerlendirmelerde bulundu.
Sunumda Çekya kaynak pazarındaki
gelişmeler ile Antalya’nın Ocak–Ağustos 2026 turizm performansı da veriler
üzerinden ele alındı. Kavaloğlu, Türkiye’nin güçlü turizm ölçeğinin yanı sıra
değişen seyahat motivasyonlarını ve rakip destinasyonların geliştirdiği yeni
ürünleri yakından izlemesi gerektiğine dikkat çekti.
KAVALOĞLU: “REKABET ARTIK YALNIZCA
ZİYARETÇİ SAYISIYLA TANIMLANMIYOR”
Küresel turizmde rekabetin giderek
farklılaştığını belirten Kavaloğlu, Türkiye’nin ziyaretçi sayısındaki güçlü
konumunu korurken yeni dönemin rekabet koşullarına da hazırlanması gerektiğini
ifade etti.
Türkiye’nin kültür, gastronomi,
arkeoloji, kırsal yaşam, sanat ve festivaller, doğa, spor, üretim kültürü ve
yerel yaşam açısından son derece güçlü bir potansiyele sahip olduğunu
vurgulayan Kavaloğlu, bu değerlerin yeni seyahat nedenlerine ve ziyaretçinin
yaşayabileceği turizm deneyimlerine dönüştürülmesinin önemine işaret etti.
Kavaloğlu, küresel rekabette ülkelerin
artık yalnızca mevcut turizm ürünlerini daha fazla satmaya çalışmadığını; yeni
rotalar, yeni deneyimler ve yeni seyahat motivasyonları geliştirdiğini
belirtti.
DESTİNASYON YÖNETİMİ REKABETİN
MERKEZİNDE
Sunumda rakip ülkelerin turizm yönetim
modelleri de ele alındı. Turizmin geleceğinde destinasyon yönetimi,
erişilebilirlik, sürdürülebilirlik, teknoloji, veri ve yerel paydaşlar
arasındaki koordinasyonun giderek daha belirleyici hale geldiği vurgulandı.
Bakanlık, TGA, yerel yönetimler,
sektörel kuruluşlar ve özel sektör arasındaki koordinasyonun
güçlendirilmesinin; destinasyonların rekabet kapasitesinin artırılması, turizm
hareketinin yıl geneline ve daha geniş bir coğrafyaya yayılması açısından
taşıdığı önem değerlendirildi.
Türkiye ile İtalya arasındaki rekabet
analizine de yer veren Kavaloğlu, İtalya’nın kültür, gastronomi, şehirler,
kırsal alanlar ve yaşam tarzını geniş bir coğrafyada turizm değerine dönüştüren
yapısına dikkat çekti. Türkiye’nin ise güçlü hava yolu bağlantıları, yüksek
konaklama kapasitesi ve geniş ürün çeşitliliğiyle önemli avantajlara sahip
olduğunu belirtti.
TÜRKİYE’NİN YENİ TURİZM HİKÂYELERİNE
İHTİYACI VAR
Kavaloğlu, yeni nesil ziyaretçinin
yalnızca konaklama ürünü aramadığını; destinasyonla daha güçlü bağ kurabileceği
deneyimlere yöneldiğini belirterek, Likya, gastronomi, yerel yaşam, doğa,
kültür, sanat ve sporun Türkiye için yeni seyahat motivasyonları yaratabilecek
önemli alanlar olduğunu ifade etti.
Türkiye turizminin önündeki temel
konunun sahip olduğu değerleri yeniden anlatmaktan öte, bunları değişen
ziyaretçi beklentileri doğrultusunda yeni hikâyelere, rotalara ve deneyimlere
dönüştürmek olduğunu vurgulayan Kavaloğlu, Antalya’nın da sahip olduğu güçlü
turizm altyapısını bu yeni motivasyonlarla çeşitlendirmesi gerektiğine dikkat
çekti.
Buluşmada ortaya konulan
değerlendirmeler, turizmde yeni dönemin yalnızca ziyaretçi sayıları üzerinden
değil; destinasyonun yarattığı deneyim, geceleme, sürdürülebilirlik,
erişilebilirlik ve ekonomik değer üzerinden şekillenen daha geniş bir rekabet
anlayışına doğru ilerlediğini ortaya koydu.
Kaynak: AKTOB