Yeşil dönüşümün riskleri ve fırsatları

Yayın: 21.10.2026 19:58 Güncelleme: 21.10.2026 22:02 Kaynak: Haber Merkezi

Antalya iş dünyasının ATSO seçimlerine odaklandığı bir dönemde Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB), Antalya Organize Sanayi Bölgesi (AOSB) iş birliğiyle 'Yeşil Dönüşüm ve Döngüsel Ekonomi Zirvesi' düzenledi. Zirvede, Avrupa Birliği'nin (AB) çevre dostu üretim hedefi doğrultusunda firmaların üretim aşamasında nasıl bir yol izlemesi gerektiği hususunda bilgiler verildi. Şu an üzerinde çok durulmayan ancak 2028 yılı itibariyle adını çok sık duyacağımız hatta üzerinde çok konuşacağımız yeşil dönüşüm uygulamasının, Avrupa Birliği ile ticari faaliyetlerde önemli rol oynayacağı üzerine basa basa aktarıldı.

Zirveyi tek cümle ile özetle deseler sanırım en doğru ifade 'Avrupa Birliği, üretim aşamasında çevreye duyarlı olunmasını, doğal ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasını istiyor' demek olacaktır.

Konuyu biraz daha açacak olursak, yeşil dönüşüm ile politikaların çevreye dost olması yani uygulamaların çevreye zarar vermemek, gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakmak, doğal kaynakların kullanımında sürdürülebilirliğin ön planda olması, enerjinin verimli kullanılması, karbon emisyonunun azaltılması, atıkların yönetilmesi ve geri dönüşümün daha da geliştirilmesi ile çevre dostu teknolojilerin uygulanması amaçlanıyor.

Prof. Dr. Cüneyt Yenal Kesbiç ve Uzman Özlem Özan, zirvede yeşil dönüşüm ile ilgili önemli bilgiler verdi. Devlet destekleri ile yeşil dönüşümün teşvik edildiği uygulama örnek projeler ile detaylıca anlattı. Ve yakın gelecekte Avrupa Birliği üyesi tüketici firmaların bizden ürün alırken yeşil dönüşüm uygulamaları ile ilgili taleplerde bulunacağını kaydetti. Ürünlerimizin yeşil dönüşüm uygulamalarına ne kadar uygun olduğunun, karbon ayak izi miktarımızın sorgulanacağını kaydetti. Ve ürünlerimizin bu kriterlere uymaması halinde Avrupa Birliği'ne alınmayacağını açıkladı.

Milyonlarca dolar yatırım ile kurulmuş tesisin ürettiği ürünlerin yeşil dönüşüm uygulamalarına ters düştüğü için Avrupa Birliği'ne ihracat yapamaması elbette isteyeceğimiz bir şey değil.

Bu konuda kötü düşünmek yerine olaya olumlu bakmakta, yeşil dönüşüm esaslarını kusursuzca uygulayarak, rekabette oldukça avantajlı bir yere gelebileceğimizi göz ardı etmemek lazım. Sonuçta kriterlere uymayan ürün alınmayacak, o zaman kriterlere uyup, sınır komşumuz Avrupa Birliği'ne neden daha fazla ihracat yapmayalım?

Şirketlerin yeşil dönüşümde ciddi oranda finansmana ihtiyaç duyacağı bir gerçek. İşte bu noktada devlet destekleri öne çıkıyor. Şu an sağlanan bu devlet desteklerinin gelecekte ne olacağını bilmek mümkün değil. Bu nedenle destek programları açıkken faydalanmakta yarar var.

**

Seçim bitti geçim zamanı

Antalya kent gündemi yaklaşık 2-3 aydır ATSO seçimlerine odaklıydı. Adayların projeleri, seçim koordinasyon merkezi atmosferleri derken seçim günü geldi ve üyeler sandığa gitti, oylarını kullandı. Seçimi kazanan Sayın Berkay Bahar'a da, Sayın Davut Çetin'e de, Sayın Hatice Öz'e de, Sayın Reşat Güney'e de daha iyi bir Antalya için ellerini taşın altına koydukları için bir kez daha teşekkür ediyorum.

Ve her seçim sonrası söylenen o meşhur söz ile konuya girmek istiyorum. 'Seçim bitti, geçim zamanı'

Evet seçimler geride kaldı. Bir anlık öfkeyle ya da heyecanla söylenen sözlerin hiçbir şeye faydası yok. Artık işimize, Antalya'nın çözüm bekleyen sorunlarına odaklanalım. Kimin ne dediğinden çok tren hattının neden bir türlü Antalya'ya gelmediğine odaklanalım. Antalya Limanı'nın neden Bölge'nin ihracat yüklerinin dünyaya taşındığı limanı olmadığına bakalım. Kente gelen turist sayısında geçen yılın 9 aylık dönemine kıyasla yüzde 5 civarında azalma var. Yüzde 5 deyip de geçmeyelim. Tamı tamına 700 bin kişi yapıyor. Bu kayıptan oluşan milyarlarca liralık gelir kaybını düşünelim. Rusya Ukrayna savaşı nedeniyle Antalya'dan yola çıkan tırları taşıyan ro-ro gemileri Karadeniz'de hedef oluyor ve vuruluyor. Batı Akdeniz'in yaş meyve sebze ihracatı açısından büyük önem taşıyan Rusya pazarına en kolay erişim hattı olan deniz yolu dron saldırıları nedeniyle kapalı. Kısır tartışmaları noktalayıp, bu işin sonu ne olacak ona bakalım. Yine Batı Akdeniz'in yaş meyve sebzesini Avrupa'ya taşıyan tırların Hamzabeyli Sınır Kapısı karşısında bulunan Kapitan Andreevo Sınır Kapısı'nda yığılıp kalmasını, kangren haline gelen bu sorunun neden bir türlü çözülemediğini daha yüksek sesle konuşalım. Kilogramı 4-5 liradan elma satmak zorunda kalan üreticinin yıkılan umutlarını ve gençlerin tarımsal üretimden hızla uzaklaşmasını masaya yatıralım.

Bu kadar değerli bir coğrafya kısır tartışmalara daha fazla kurban edilmemeli.

**

Ulaşım zammına 'Hayır'

Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin kent merkezinde ulaşım hizmeti veren resmi otobüsleri sürücülerin nezaketi, araçların yeniliği, bana göre en önemlisi bu araçların temizliği ile alkışı hak ediyor. Ancak mavi renkli bir çok otobüs için ne yazık ki bu ifadeleri kullanamıyoruz. Araçlar hijyen açısından S.O.S. veriyor. Halk sağlığını tehdit etmemesi için ciddi bir şekilde temizlenmesi gerekiyor. Araçların eski olmasına değinmek bile istemiyorum. 3 yıl önce fırtına nedeniyle vapur seferleri iptal edilince Karşıyaka'dan Konak'a halk otobüsü ile gitmek zorunda kalmıştım. Otobüsün eskiliğinden, kirliliğinden ve içerisindeki mazot kokusundan İzmir'den soğumuştum. Ne yazık ki biz de o yolda ilerliyoruz.

Büyükşehir Belediyesi bu yönde radikal kararlar almalı. Gerekirse ki bana göre olmalı toplu taşımayı sadece ve sadece Büyükşehir Belediyesi üstlenmeli. Başka türlü bu olumsuz tablonun son bulacağı yok. Antalya Büyükşehir Belediyesi, toplu taşıma ücretlerine istenen zam talebini de sert bir şekilde reddetmeli. Nasıl para kazanamayan bir iş yeri, kapanıyorsa, para kazanamayan toplu taşıma aracı da faaliyetlerine son versin. Büyükşehir Belediyesi hizmet versin. Sonuç itibariyle ulaşım zammına hayır!