Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'nda 18 Ekim'de ANFAŞ'ta sandık kurulacak. Beş liste, beş renk, beş ayrı Antalya tasavvuru: Hatice Öz'ün turuncusu, Davut Çetin'in kırmızısı, Berkay Bahar'ın mavisi, Fethi Avşar'ın yeşili, Reşat Güney'in beyazı. Meclis üyeleri sandığa gidecek, ardından yeni meclis başkanı belirleyecek. Ama asıl mesele renk değil; hangi listenin arkasında havada asılı kalan bir söylemin değil, üzerine basılabilecek bir zeminin durduğu.
Çünkü oda seçimleri, siyasi seçimler gibi
büyük vaatlerle süslenmeye çok müsait bir zemin sunar. “Antalya'yı marka
yapacağız”, “ortak akılla yöneteceğiz”, “üyeyi merkeze alacağız” gibi
cümleler her seçim döneminde tekrar tekrar duyulur. Asıl ayırt edici olan, bu
cümlelerin arkasında rakam, takvim ve daha önce denenmiş bir icraat olup
olmadığıdır.
Vizyon cümlesi mi, proje planı mı?
Hatice Öz, dijitalleşmeyi ve yapay zekâyı
Antalya ekonomisinin önündeki en kritik risk olarak tanımlıyor; nitelikli
personel yetiştirme, finansmana erişim ve mali müşavirlere yönelik yeni bir
destek birimi gibi başlıklar öne çıkarıyor. Berkay Bahar su, trafik ve kentsel
dönüşüm gibi şehircilik meselelerine, mimarlık-mühendislik komitelerini ortak
bir planlama masasında buluşturma fikrine ve gastronomi turizmiyle 12 aya
yayılan bir turizm modeline odaklanıyor. Fethi Avşar ve Reşat Güney ise
şimdilik daha çok “ortak akıl”, “beyaz sayfa”, “yeni bir ekip” gibi genel
başlıklarda; somut proje takvimleri henüz kamuoyuyla ölçülebilir biçimde
paylaşılmadı.
Davut Çetin'in söyleminde ise iki unsur dikkat çekiyor: sayı ve geçmiş
performans. Çetin, üye ve kent odaklı 7 ana temada 50 ayrı projeyle yola
çıktığını açıkladı; ilk iki yıl oda aidatlarını artırmayacağını taahhüt etti; bu,
“üyeyi düşüneceğiz” gibi genel bir cümle değil, denetlenebilir,
somut bir söz. Kurum içi ayrışmayı bitirip odayı yeniden “vizyon üreten”
bir yapıya döndürmeyi öncelik olarak koyuyor; bunu da havada bırakmıyor,
Antalya ekonomisine dair güncel verilerle -turist sayısındaki yüzde 5,8'lik düşüş,
protestolu çeklerdeki yüzde 72'lik artış, artan iflas ve yapılandırma vakaları
destekleyerek “neden acil” sorusuna da yanıt veriyor.
Sahada denenmiş bir sicil
Bir adayın geleceğe dair sözü, geçmişte neyi
hayata geçirdiğiyle birlikte okunmalı. Çetin'in önceki döneminden kalan iz
burada devreye giriyor: İNOVATSO İnovasyon Merkezi'nin kurulması,
Antalyalı firmaların yaklaşık 100 farklı şehir ve ülkede yeni pazarlarla
buluşturulduğu UR-GE projeleri, Ticaret Bakanlığı'nca örnek gösterilen
çalışmalar, dijital dönüşümü gündeme taşıyan “Antalya 4.0”
vizyonu, e-oda uygulamaları ve Bahçelievler Endüstri Meslek Lisesi'nden Aksu
Havacılık Okulu'na, Kemer'deki eğitim-kültür merkezinden Elmalı'daki sağlık
merkezine uzanan somut altyapı yatırımları. Bunlar, seçim döneminde ortaya
atılmış iddialar değil, denetlenebilir, yerinde görülebilir işler.
Bu da adaylar arasındaki asıl farkı ortaya
koyuyor: kimi aday geleceğe dair bir çerçeve çiziyor, kimi aday ise o
çerçevenin daha önce sahada nasıl işlediğini de gösterebiliyor. Öz'ün
dijitalleşme vurgusu ya da Bahar'ın kentsel dönüşüm önerisi kıymetli başlıklar;
ama henüz odanın başında sınanmamış fikirler. Çetin'in elinde ise hem yeni bir
proje listesi hem de bir önceki dönemden kalan somut bir bilanço var — ve bu,
“iddialı olmak” ile “gerçekçi olmak” arasındaki farkı okuyucunun lehine
netleştiriyor.
Birleştiricilik meselesi
Çetin'in bir diğer vurgusu, ATSO içindeki
ayrışmayı bitirme ve sivil toplumla “ortak akıl” zemininde
hareket etme isteği. Seçim sürecinin başında, rakip adaylar arasında tek isim
etrafında birleşme arayışına da öncülük ettiği biliniyor; bu girişim sonuç
vermese de dört yıldır süren seçim gerginliğinin odanın kurumsal itibarına
verdiği zararı gören, çözüm arayan bir tutumu gösteriyor. Bir meslek odasının
gücü, üyelerini ne kadar ortaklaştırabildiğiyle ölçülür; bu açıdan
bakıldığında, kutuplaşmayı büyüten değil, azaltmaya çalışan bir söylem, kurumun
geleceği için daha sürdürülebilir bir zemin sunuyor.
Sonuç olarak
Antalya iş dünyası 18 Ekim'de sadece bir isim
değil, bir yönetim anlayışı seçecek. Beş listenin de kendince haklı
gerekçeleri, kendince önemli başlıkları var. Ama seçmenin sorması gereken soru
şu olmalı: Hangi vaat, sadece söylem düzeyinde kalıyor; hangisi rakamla,
takvimle ve daha önce yapılmış işle destekleniyor? Bu ölçüyle bakıldığında,
Davut Çetin'in ortaya koyduğu tablo 50 projelik somut plan, aidat artırmama
taahhüdü, geçmiş dönemden kalan denetlenebilir bir icraat listesi ve
birleştirici bir dil diğer adaylara kıyasla daha akılcı, daha gerçekçi ve
Antalya'nın önümüzdeki dönem ihtiyaçlarına daha gelecekçi bir yanıt veriyor.
Sandığa giden meclis üyelerinin bu farkı gözden kaçırmaması, odanın önümüzdeki
dönemki gücü açısından belirleyici olacak.