Antalya Ticaret Borsası (ATB) Temmuz Ayı Meclis Toplantısı, ATB Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında ATB Toplantı Salonu’nda yapıldı. Yönetimin bir aylık çalışmasıyla ilgili üyelerin bilgilendirildiği Meclis’te ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi, Antalya’nın ekonomik verileri ve kent gündemiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
DÜNYA BELİRSİZLİKLERLE KARŞI KARŞIYA
Başkan Ali Çandır, dünya ekonomisinin
2026 yılının ilk yarısında, siyasi gerilimlerin, savaşların, korumacı ticaret
politikalarının ve artan belirsizliklerin gölgesinde kaldığını söylerken,
“Uluslararası hukukun, diplomasi kanallarının ve ortak aklın zayıfladığı bu
ortamın bedelini yalnızca ülkeler değil, üreticiler, işletmeler ve tüketiciler
de ödemektedir” dedi.
Dünya ekonomisinin gündeminde faizlerin
ne zaman düşeceğinden çok daha ne kadar yüksek kalacağının, ticaretin ne ölçüde
serbestleşeceğinden çok yeni gümrük tarifelerinin ne zaman uygulanacağının
tartışıldığını belirten Çandır, şu değerlendirmede bulundu:
“Ülkelerin giderek daha fazla içe
kapanması, ticaretin önüne yeni engeller koyması ve siyasi sorunların ekonomik
araçlarla çözülmeye çalışılması küresel büyümeyi sınırlandırmaktadır. Dünyanın
farklı bölgelerinde devam eden çatışmalar, ABD ile Çin arasındaki rekabet,
Avrupa, Rusya ve Ukrayna hattındaki belirsizlikler ile Orta Doğu’da yaşanan
insanlık dramı; enerji, gıda, ham madde, taşımacılık ve finansman maliyetlerini
doğrudan etkilemektedir. Bu gelişmelerden en fazla zarar görenler ise üretmeye,
ticaret yapmaya ve istihdam sağlamaya çalışan kesimlerdir. Artık dünyanın güç
mücadelesi yerine iş birliğine, çatışma yerine diplomasiye, ticaret savaşları
yerine adil ve öngörülebilir serbestleşmiş bir ekonomik düzene ihtiyacı
bulunmaktadır. Çünkü siyasi belirsizliğin ve ekonomik korumacılığın devam
ettiği bir ortamda ne kalıcı büyümeden ne yatırımların artmasından ne de
toplumların refahından söz edebiliriz.”
HAZİNE DESTEKLİ KREDİLER 3 KATINA
ÇIKARILSIN
Türkiye’nin küresel ölçekte yaşanan
belirsizliklerden her alanda etkilendiğini kaydeden Başkan Çandır, bunun hızlı
ve doğrudan yansımasının ekonomi, finansmana erişim ve faizlerde görüldüğüne
dikkat çekti. Hazine destekli kredilerin limitlerinin yetersizliğine vurgu
yapan Çandır, “Yüksek faizlerin kalıcı hale gelmesi, öz kaynak yapısı zayıf
işletmelerimizin önündeki en önemli açmazlardan biri olmaya devam etmektedir.
Bu dönemde TOBB, KGF ve bankaların iş birliğiyle hayata geçirilen Nefes Kredisi
hem finansman maliyeti hem de krediye erişim bakımından işletmelerimize önemli
destek sağlamıştır. Tarımsal işletmelerimizin üretime ve yatırıma devam
edebilmesi için Ziraat Bankası aracılığıyla kullandırılan hazine destekli
kredilerin üst limitlerinin, en az üç katına çıkarılmasını talep ediyoruz.
Çünkü mevcut limit son üç yıldır sabit bırakıldı. Diğer taraftan bu üç yıl
içerisindeki üretim ve girdi maliyetlerindeki artışlar geometrik hızla
gerçekleşti.”
BORÇLANMA MALİYETİ ARTIYOR
Resmi enflasyon yüzde 32 düzeyindeyken
ve gelecek yıl yüzde 20’lere gerilemesi hedeflenirken, bankacılık sisteminin
kredi maliyetini yıllık ortalama yüzde 60 civarında tutmaya devam ettiğini
belirten Çandır, şunları kaydetti:
“İşletmelerimizin, gelecekte yüzde
20’ler seviyesinde olması beklenen enflasyona karşı bugün yüzde 60’ı bulan
maliyetlerle borçlanması, ekonomik açıdan sürdürülebilir değildir. Faizlerin bu
derece yüksek kalmasını yalnızca enflasyonla mücadele politikasıyla açıklamak
mümkün değildir. Uygulanan parasal sıkılaşma, bankaların yüksek maliyetlerle
kredi kullandırdığı, üreticinin, tüccarın ve sanayicinin ise finansmana
ulaşmakta zorlandığı bir yapıyı ortaya çıkarmıştır.”
YÜKSEK FAİZLİ BORÇLANMA RİSKİ BÜYÜTÜYOR
İşletmelerin bir bölümünün
faaliyetlerini sürdürebilmek ve mevcut yükümlülüklerini yerine getirebilmek
için maliyetine bakmadan kredi kullanmak zorunda kaldığını belirten Çandır,
“Ancak yüksek faizle alınan her kredi, işletmenin üzerindeki yükü daha da artırmakta;
konkordato ve iflas risklerini büyütmektedir” dedi.
KORKORDATO UYARISI
Çandır, bir işletmenin iflasının
yalnızca o işletmeyi ilgilendirmediğini, çalışanlarından tedarikçilerine,
müşterilerinden alacaklılarına kadar geniş bir kesimi olumsuz etkilediğine
dikkat çekerken, “Konkordato ilan eden şirketlerin borçlarının ötelenmesi temel
bazı ilave sorunlar yaratmaktadır. Bu konudaki önerimiz; konkordato ilan eden
işletmelerin vergi, sigorta primi ve banka borçlarında öteleme yapılırken, mal
ve hizmet aldığı reel sektör işletmelerine olan borçlarının ödenmesine devam
edilmesidir. Böylece bir işletmenin yaşadığı mali sorunların sağlam durumdaki
diğer işletmelere yayılması ve zincirleme bir ödeme krizine dönüşmesi
önlenecektir” diye konuştu.
ANTALYA’DA BEKLENEN EKONOMİK
HAREKETLİLİK YOK
Antalya’nın ekonomik hareketliliğin en
yoğun olması gereken dönemi yaşadığını, turizm başta olmak üzere hizmetler
sektöründeki canlılığın ticareti, tarımı ve sanayiyi de harekete geçirmesi
gerektiğini söyleyen Ali Çandır, “Ancak bu sezon, önceki yıllara göre daha
zayıf bir ekonomik ivmeyle karşı karşıyayız” dedi. Çandır, Antalya’nın ekonomik
verilerini de paylaştı. Antalya’da çekle işlem hacminin geçen yılın aynı
dönemine göre yüzde 36 arttığını, yüzde 32 düzeyindeki enflasyon dikkate
alındığında bu artışın reel anlamda oldukça sınırlı olduğunu belirten Çandır,
şu değerlendirmede bulundu:
”Antalya, yüzde 33 olan ülke
ortalamasının bir miktar üzerinde yer alsa da 2024 ve 2025 yıllarında görülen
yaklaşık yüzde 75’lik artışın oldukça gerisinde kalmıştır. Ödeme göstergeleri
ise daha dikkat çekici bir tablo ortaya koymaktadır. Karşılıksız çek hacmi
yılbaşından bu yana Türkiye genelinde yüzde 54, Antalya’da ise yüzde 80
artmıştır. Sadece Haziran ayı verilerine baktığımızda bu artış ülkemizde yüzde
62, Antalya’da ise yüzde 107’ye ulaşmıştır. Protestolu senet hacmindeki artış
da Türkiye’de yüzde 51, Antalya’da yüzde 72 olmuştur. Bu veriler, kentimizde
işletmelerimizin nakit akışı ve ödeme gücündeki bozulmanın ülke ortalamasından
daha belirgin olduğunu göstermektedir.”
Türkiye’de kurulan şirket sayısı yüzde
9,5 artarken, Antalya’da yüzde 6,5 arttığını, kapanan şirket sayısının
Türkiye’de yüzde 13, Antalya’da ise yüzde 1,4 azaldığını belirten Çandır, “Bu
tablo girişimcilik eğiliminin sürdüğünü göstermektedir. Ancak yeni kurulan
işletmelerin kalıcı olabilmesi için finansmana erişimin ve iç piyasa
koşullarının güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır” dedi.
KREDİYE TALEP ARTTI
Antalya’nın kredi kullanımında, ülke
ortalamasının üzerinde bir artış gösterdiğini bildiren Çandır, toplam kredi
hacminin yılbaşından bu yana Türkiye’de yüzde 41, Antalya’da yüzde 51 arttığını
kaydetti. Çandır, “Ancak Mayıs ayı itibarıyla yıllık artışın Türkiye’de yüzde
38’e, Antalya’da ise yüzde 46’ya gerilemesi, kredi büyümesindeki ivmenin son
iki ayda zayıfladığını göstermektedir. Üstelik yıllık enflasyon ve yüksek
finansman maliyetleri dikkate alındığında bu artışların önemli bir bölümü reel
kredi büyümesini ifade etmemektedir. İşletmelerimiz kullandıkları kredileri
yeni yatırım yapmak için değil, artan işletme sermayesi ihtiyacını karşılamak
için kullanmaktadır” dedi.
ANTALYA İHRACATTA OLUMLU PERFORMANS
SERGİLİYOR
Antalya’nın ihracatta daha olumlu bir
performans sergilediğini söyleyen Başkan Ali Çandır, Türkiye genelinde ilk altı
ayda toplam ihracat yüzde 4,6 artarken, Antalya’da ise yüzde 11,4 arttığına
dikkat çekti. Çandır, tarımsal ihracat artışında Türkiye ortalaması yüzde 3
iken Antalya’nın yüzde 12,3’lük artış sağladığını kaydetti. Çandır, “Net dış
ticaret fazlası veren Antalya açısından bu performans son derece değerlidir.
Değerli Türk lirasına, yüksek üretim maliyetlerine ve küresel pazarlardaki
zorlu rekabet koşullarına rağmen ihracatını artıran üreticilerimizi ve
ihracatçılarımızı yürekten kutluyor, kendilerine teşekkür ediyorum” diye
konuştu.
Antalya’da üretme ve ticaret yapma
iradesinin sürdüğünü söyleyen Çandır, “Ancak son iki ayın verileri, yılın ilk
yarısındaki ivmenin zayıflamaya başladığına işaret etmektedir. Sıkı para
politikası, yüksek finansman maliyetleri, ödeme güçlükleri ve düşük reel büyüme
işletmelerimiz üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Bu nedenle ekonomik canlılığın
korunabilmesi için uygun maliyetli finansmana erişimin kolaylaştırılması, iç
talebin desteklenmesi ve ihracatçılarımızın rekabet gücünün korunması büyük
önem taşımaktadır” dedi.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİ EKONOMİK MESELE
OLARAK ELE ALMALIYIZ
Tarımsal üretim ve ticaretle uğraşan
kesimler olarak iklim değişikliğinin etkilerini doğrudan yaşadıklarını anlatan
Başkan Ali Çandır, tarımdaki her olumsuzluk, gıdadan tekstile, kozmetikten
turizme kadar ham madde ve tedarik bakımından birçok sektörü etkilediğini
söyledi. Çandır, “Son yıllarda tarla ve örtüaltı üretimde ekim ve hasat
dönemlerinin değiştiğine, hastalık ve zararlıların daha sık ve dirençli biçimde
görüldüğüne, ani sıcaklık değişimleri ve düzensiz yağışlar nedeniyle verim,
kalite ve rekolte kayıplarının arttığına şahit oluyoruz. Suya erişimde yaşanan
sorunlar ve yükselen girdi maliyetleri de üreticilerimizi, işletmelerimizi ve
ihracatçılarımızı ciddi biçimde zorlamaktadır. Bu nedenle iklim değişikliğiyle
mücadeleyi yalnızca çevresel bir konu olarak değil; üretimin, ticaretin,
istihdamın ve gıda güvenliğinin geleceğini ilgilendiren ekonomik bir mesele
olarak ele almalıyız.
COP31 İLE DİRENÇLİ ANTALYA VURGUSU
Başkan Çandır. Kasım ayında Antalya’da
yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31 ile ilgili de
konuştu. COP31’in tarım sektörünün, Antalya’nın ve ülke için önemli bir dönüşüm
fırsatı olduğunu vurgulayan Başkan Çandır, “Ancak bunun için mevcut durumumuzu
verilerle ortaya koymalı, ölçülebilir hedefler belirlemeli ve uygulamaya dönük
adımları vakit kaybetmeden atmalıyız. COP31’i yalnızca birkaç haftalık bir
organizasyon olarak görmemeliyiz. Asıl başarı, konferans sonrasında Antalya’ya
bırakacağı kalıcı kazanımlarla ölçülecektir. Suyunu verimli kullanan, atığını
azaltan, doğal varlıklarını koruyan, yenilenebilir enerji kapasitesini
geliştiren ve iklim değişikliğine karşı daha dirençli bir Antalya oluşturmak
temel hedefimiz olmalıdır” diye konuştu.
TOBB’un COP31 çalışmalarında küresel iş
dünyasının resmi temsilcisi olarak üstlendiği görevin değerli olduğunu söyleyen
Başkan Çandır, “COP31 Business Forum’un iş dünyamızın görüşlerini uluslararası
müzakere zeminlerine taşımasına, yeni iş birliklerinin kurulmasına ve
işletmelerimizin yeşil dönüşüm kapasitesinin geliştirilmesine önemli katkılar
sunacağına inanıyoruz. Özellikle tarım, gıda, su, enerji, lojistik ve turizm
sektörlerinde faaliyet gösteren işletmelerimiz açısından iklim finansmanına
erişim, teknoloji transferi, yeni yatırımlar ve uluslararası pazarlara ulaşma
konularında önemli fırsatlar doğacaktır. Bu çalışmalara öncülük eden TOBB
Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’na ve emeği geçen herkese teşekkür
ediyoruz” dedi.
COP31 STRATEJİK BİR FIRSAT
Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi
kapsamında Antalya’da, kıyı, deniz dibi ve falez temizliğinden hayalet ağların
çıkarılmasına, akarsulara atık bariyerleri kurulmasından dumansız plajların
yaygınlaştırılmasına, tek kullanımlık plastiklerin azaltılmasından deniz
çayırlarının ve doğal yaşamın korunmasına kadar çok yönlü çalışmalar
yürütüldüğünü belirten Çandır, “Özellikle mikroplastiklerin insan sağlığına ve
ekosisteme kadar ulaşan etkilerini göz önünde bulundurduğumuzda plastik
kirliliğiyle mücadele artık ertelenemeyecek bir sorumluluktur. Antalya Ticaret
Borsası olarak bu çalışmaları yakından takip ediyor; yürütülen faaliyetlere
katkı sunmaya gayret ediyoruz. Kentimizin ortak faydasını gözeten her türlü
çalışmada yer almaya hazır olduğumuzu bir kez daha ifade etmek isterim. COP31,
kentimizin su, tarım, çevre ve sürdürülebilir üretim konularındaki birikimini
dünyaya gösterebileceği stratejik bir fırsattır. Bu fırsatın kentimiz,
sektörlerimiz ve gelecek nesillerimiz için kalıcı kazanımlara dönüşmesini
temenni ediyorum. Bu fırsatla başta Valimiz Sayın Hulusi Şahin olmak üzere;
çalışmalara katkı sunan tüm kamu kurumlarımıza, yerel yönetimlerimize,
üniversitelerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza ve firmalarımıza teşekkür
ediyorum.”
TOBB Türkiye 100 Programı’nın
başvurularının başladığını belirten Çandır, “Antalya’mızda üretimi, ticareti,
ihracatı, istihdamı ve yenilikçi çalışmalarıyla öne çıkan çok sayıda başarılı
firmamız bulunmaktadır. Gerekli şartları taşıyan tüm firmalarımızı 14 Ağustos
2026 tarihine kadar programa başvurmaya davet ediyor; Türkiye’nin en hızlı
büyüyen 100 şirketi arasında Antalya’dan mümkün olduğunca fazla firmamızı
görmeyi arzu ediyoruz” dedi.
Başkan Çandır, İstanbul Sanayi Odası
tarafından hazırlanan Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu arasında yer
alan ATB üyesi Ekici Peynir ve Esli Endüstriyel şirketlerini, yöneticilerini ve
çalışanlarını kutlarken, 665’nci Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde Altın
Kemer'i Antalya’ya kazandıran Başpehlivan Erkan Taş ve dereceye giren tüm
pehlivanları tebrik etti. Çandır, Milletler Ligi’ni şampiyon olarak tamamlayan
A Milli Kadın Voleybol Takımı’nı kutlarken, “Başarılarının Avrupa Kadınlar
Voleybol Şampiyonası’nda da devam etmesini diliyorum” dedi.
Mecliste üyeler, sektörleriyle ilgili
değerlendirmelerde bulundu.