ATSO Seçiminde Ayağı Yere Basan Kim?

Yayın: 11.09.2026 11:09 Güncelleme: 11.09.2026 12:49 Kaynak: Haber Merkezi

Antalya iş dünyası 18 Ekim'de sadece bir isim değil, bir yönetim anlayışı seçecek. Beş listenin de kendince haklı gerekçeleri, kendince önemli başlıkları var. Ama seçmenin sorması gereken soru şu olmalı: Hangi vaat, sadece söylem düzeyinde kalıyor; hangisi rakamla, takvimle ve daha önce yapılmış işle destekleniyor? Bu ölçüyle bakıldığında, Davut Çetin'in ortaya koyduğu tablo 50 projelik somut plan, aidat artırmama taahhüdü, geçmiş dönemden kalan denetlenebilir bir icraat listesi ve birleştirici bir dil diğer adaylara kıyasla daha akılcı, daha gerçekçi ve Antalya'nın önümüzdeki dönem ihtiyaçlarına daha gelecekçi bir yanıt veriyor. Sandığa giden meclis üyelerinin bu farkı gözden kaçırmaması, odanın önümüzdeki dönemki gücü açısından belirleyici olacak.

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'nda 18 Ekim'de ANFAŞ'ta sandık kurulacak. Beş liste, beş renk, beş ayrı Antalya tasavvuru: Hatice Öz'ün turuncusu, Davut Çetin'in kırmızısı, Berkay Bahar'ın mavisi, Fethi Avşar'ın yeşili, Reşat Güney'in beyazı. Meclis üyeleri sandığa gidecek, ardından yeni meclis başkanı belirleyecek. Ama asıl mesele renk değil; hangi listenin arkasında havada asılı kalan bir söylemin değil, üzerine basılabilecek bir zeminin durduğu.

Çünkü oda seçimleri, siyasi seçimler gibi büyük vaatlerle süslenmeye çok müsait bir zemin sunar. “Antalya'yı marka yapacağız”, “ortak akılla yöneteceğiz”, “üyeyi merkeze alacağız” gibi cümleler her seçim döneminde tekrar tekrar duyulur. Asıl ayırt edici olan, bu cümlelerin arkasında rakam, takvim ve daha önce denenmiş bir icraat olup olmadığıdır.

Vizyon cümlesi mi, proje planı mı?

Hatice Öz, dijitalleşmeyi ve yapay zekâyı Antalya ekonomisinin önündeki en kritik risk olarak tanımlıyor; nitelikli personel yetiştirme, finansmana erişim ve mali müşavirlere yönelik yeni bir destek birimi gibi başlıklar öne çıkarıyor. Berkay Bahar su, trafik ve kentsel dönüşüm gibi şehircilik meselelerine, mimarlık-mühendislik komitelerini ortak bir planlama masasında buluşturma fikrine ve gastronomi turizmiyle 12 aya yayılan bir turizm modeline odaklanıyor. Fethi Avşar ve Reşat Güney ise şimdilik daha çok “ortak akıl”, “beyaz sayfa”, “yeni bir ekip” gibi genel başlıklarda; somut proje takvimleri henüz kamuoyuyla ölçülebilir biçimde paylaşılmadı.

Davut Çetin'in söyleminde ise iki unsur dikkat çekiyor: sayı ve geçmiş performans. Çetin, üye ve kent odaklı 7 ana temada 50 ayrı projeyle yola çıktığını açıkladı; ilk iki yıl oda aidatlarını artırmayacağını taahhüt etti; bu, “üyeyi düşüneceğiz” gibi genel bir cümle değil, denetlenebilir, somut bir söz. Kurum içi ayrışmayı bitirip odayı yeniden “vizyon üreten” bir yapıya döndürmeyi öncelik olarak koyuyor; bunu da havada bırakmıyor, Antalya ekonomisine dair güncel verilerle -turist sayısındaki yüzde 5,8'lik düşüş, protestolu çeklerdeki yüzde 72'lik artış, artan iflas ve yapılandırma vakaları destekleyerek “neden acil” sorusuna da yanıt veriyor.

Sahada denenmiş bir sicil

Bir adayın geleceğe dair sözü, geçmişte neyi hayata geçirdiğiyle birlikte okunmalı. Çetin'in önceki döneminden kalan iz burada devreye giriyor: İNOVATSO İnovasyon Merkezi'nin kurulması, Antalyalı firmaların yaklaşık 100 farklı şehir ve ülkede yeni pazarlarla buluşturulduğu UR-GE projeleri, Ticaret Bakanlığı'nca örnek gösterilen çalışmalar, dijital dönüşümü gündeme taşıyan “Antalya 4.0” vizyonu, e-oda uygulamaları ve Bahçelievler Endüstri Meslek Lisesi'nden Aksu Havacılık Okulu'na, Kemer'deki eğitim-kültür merkezinden Elmalı'daki sağlık merkezine uzanan somut altyapı yatırımları. Bunlar, seçim döneminde ortaya atılmış iddialar değil, denetlenebilir, yerinde görülebilir işler.

Bu da adaylar arasındaki asıl farkı ortaya koyuyor: kimi aday geleceğe dair bir çerçeve çiziyor, kimi aday ise o çerçevenin daha önce sahada nasıl işlediğini de gösterebiliyor. Öz'ün dijitalleşme vurgusu ya da Bahar'ın kentsel dönüşüm önerisi kıymetli başlıklar; ama henüz odanın başında sınanmamış fikirler. Çetin'in elinde ise hem yeni bir proje listesi hem de bir önceki dönemden kalan somut bir bilanço var — ve bu, “iddialı olmak” ile “gerçekçi olmak” arasındaki farkı okuyucunun lehine netleştiriyor.

Birleştiricilik meselesi

Çetin'in bir diğer vurgusu, ATSO içindeki ayrışmayı bitirme ve sivil toplumla “ortak akıl” zemininde hareket etme isteği. Seçim sürecinin başında, rakip adaylar arasında tek isim etrafında birleşme arayışına da öncülük ettiği biliniyor; bu girişim sonuç vermese de dört yıldır süren seçim gerginliğinin odanın kurumsal itibarına verdiği zararı gören, çözüm arayan bir tutumu gösteriyor. Bir meslek odasının gücü, üyelerini ne kadar ortaklaştırabildiğiyle ölçülür; bu açıdan bakıldığında, kutuplaşmayı büyüten değil, azaltmaya çalışan bir söylem, kurumun geleceği için daha sürdürülebilir bir zemin sunuyor.

Sonuç olarak

Antalya iş dünyası 18 Ekim'de sadece bir isim değil, bir yönetim anlayışı seçecek. Beş listenin de kendince haklı gerekçeleri, kendince önemli başlıkları var. Ama seçmenin sorması gereken soru şu olmalı: Hangi vaat, sadece söylem düzeyinde kalıyor; hangisi rakamla, takvimle ve daha önce yapılmış işle destekleniyor? Bu ölçüyle bakıldığında, Davut Çetin'in ortaya koyduğu tablo 50 projelik somut plan, aidat artırmama taahhüdü, geçmiş dönemden kalan denetlenebilir bir icraat listesi ve birleştirici bir dil diğer adaylara kıyasla daha akılcı, daha gerçekçi ve Antalya'nın önümüzdeki dönem ihtiyaçlarına daha gelecekçi bir yanıt veriyor. Sandığa giden meclis üyelerinin bu farkı gözden kaçırmaması, odanın önümüzdeki dönemki gücü açısından belirleyici olacak.