Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında düzenlenecek COP31, 2016 yılında EXPO için inşa edilen ve zirve için yeniden düzenlenen alanda gerçekleştirilecek. Yaklaşık 1200 dönümlük alanın Blue Zone ve Green Zone olarak iki bölüme ayrılacağı organizasyonda, dünyanın farklı ülkelerinden 100-150 bin ziyaretçi ile 100'ün üzerinde devlet ve hükümet başkanının ağırlanması bekleniyor.
ANTALYA MUTFAĞI ULUSLARARASI VİTRİNDE
COP31 alanında kurulacak kiosklarda Antalya'nın yöresel lezzetleri ziyaretçilere sunulacak. Antalya piyazı, şiş köfte, kabak tatlısı ve balık çeşitlerinin yer alacağı menüler, "Atıksız Mutfak" konseptiyle hazırlanacak.
Dr. Öğretim Üyesi Gül Damla Kılıç,
gastronominin bir destinasyonun kültürel kimliğini dünyaya aktarmada önemli bir
araç olduğunu belirterek, Antalya'nın gastronomik mirasının daha güçlü şekilde
tanıtılması gerektiğini söyledi.
Gül Damla Kılıç, "Antalya, tarımsal
üretim çeşitliliği, Akdeniz mutfağının etkisi ve kendine özgü yöresel
ürünleriyle önemli bir gastronomi potansiyeline sahip. Piyaz, şiş köfte, kabak
tatlısı ve deniz ürünleri yalnızca birer yemek değil, Antalya'nın kültürel
mirasının parçalarıdır. COP31 gibi uluslararası ölçekte bir organizasyon, bu
mirası dünyaya anlatmak için çok değerli bir fırsat" dedi.
'YEREL ÜRÜN VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
BİRLİKTE ELE ALINMALI'
Gastronomide sürdürülebilirliğin
yalnızca gıda israfının önlenmesiyle sınırlı olmadığını belirten Kılıç, yerel
üreticinin desteklenmesi, mevsimsel ürünlerin tercih edilmesi ve doğal
kaynakların verimli kullanılmasının da bu yaklaşımın önemli parçaları olduğunu
ifade etti.
Gül Damla Kılıç, "Atıksız Mutfak
yaklaşımı, COP31'in temel gündemi olan sürdürülebilirlik açısından son derece
anlamlı. Gastronomi sektöründe yerel ve mevsimsel ürünlerin kullanılması, gıda
kayıplarının azaltılması ve ürünün mümkün olduğunca tamamının değerlendirilmesi
gerekiyor. Böylece hem çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlıyor hem de yerel
gastronomik kimliği koruyoruz" diye konuştu.
'ANTALYA GASTRONOMİ DESTİNASYONU OLARAK
DA ANILMALI'
COP31'in Antalya'nın turizm algısının
çeşitlendirilmesi açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kılıç,
kentin yalnızca deniz, kum ve güneş turizmiyle değil, gastronomisiyle de
uluslararası alanda öne çıkabileceğini söyledi.
Kılıç, "Antalya'nın gastronomi
turizmi açısından sahip olduğu potansiyeli daha görünür hale getirmemiz
gerekiyor. Uluslararası ziyaretçilerin yöresel yemeklerle tanışması, onların
Antalya'yı yalnızca bir tatil destinasyonu olarak değil, aynı zamanda güçlü bir
gastronomi destinasyonu olarak algılamasına katkı sağlayacaktır" dedi.
'COP31 BİR BAŞLANGIÇ OLMALI'
Gül Damla Kılıç, COP31 kapsamında
yapılacak gastronomi çalışmalarının zirve sonrasında da sürdürülmesinin önemine
dikkat çekerek, "Bu organizasyonu sadece birkaç günlük bir tanıtım
faaliyeti olarak görmemeliyiz. COP31, Antalya gastronomisinin uluslararası markalaşması
için bir başlangıç noktası olabilir. Üniversiteler, sektör temsilcileri,
üreticiler ve kamu kurumlarının iş birliğiyle Antalya'nın gastronomik
değerlerini daha güçlü şekilde dünyaya tanıtabiliriz" ifadelerini
kullandı.