Antalya’nın zamanı daralıyor.
Turizmde
rekabet sertleşiyor, işletmeler maliyet baskısıyla mücadele ediyor, nitelikli
insan kaynağı sorunu büyüyor, dijital dönüşüm hızlanıyor, iklim değişikliği
tarımdan turizme kadar kentin bütün ekonomik dengelerini etkiliyor. Antalya
artık yalnızca sahip olduğu potansiyelle yetinebilecek bir şehir değil.
Önündeki fırsatları ekonomik değere dönüştürmek, sorunları büyümeden çözmek ve
yeni rekabet koşullarına hazırlanmak zorunda.
Tam da
böyle bir dönemde Davut Çetin’in açıkladığı “7 Tema, 50 Proje”
programına yalnızca bir seçim dönemi proje listesi olarak bakmak yeterli değil.
Çünkü
burada asıl dikkat çeken, elli ayrı projenin sıralanması değil; Antalya
ekonomisinin bugün ihtiyaç duyduğu dönüşüm alanlarının aynı çatı altında ele
alınması.
Üye
ilişkileri, meslek komiteleri, güçlü temsil ve işbirliği, sektörel gelişim,
Antalya markası ve kent ekonomisi, eğitim ve insan kaynağı, dijitalleşme...
Yedi
tema aslında Antalya’nın önündeki yedi temel sınavı tarif ediyor.
Ve bu
programın önemli bir özelliği daha var: Projelerin önemli bölümü, Davut
Çetin’in önceki ATSO başkanlığı döneminde başlatılan çalışmaların devamı
niteliğinde.
Yani
sıfırdan kurulmuş bir proje vitrini değil; geçmişte atılmış adımların yeni
dönemin ihtiyaçlarıyla yeniden buluşturulması söz konusu.
Bunun
en belirgin örneği Antalya 4.0.
Dijital
dönüşümün henüz bugünkü kadar hayatın merkezine yerleşmediği dönemde
Antalya’nın geleceği üzerine çalışma grupları oluşturuldu; kamu, üniversite, iş
dünyası ve sivil toplum aynı zeminde buluşturuldu. ATSO İnovasyon Merkezi,
İNOVATSO ve E-Oda gibi çalışmalar bu yaklaşımın somut sonuçları arasında yer
aldı.
Bugün
yapay zekâ, dijital ticaret, B2B eşleştirme ve dijital ATSO konuşuluyorsa,
bunun bir geçmişi var.
Yeni
program, o geçmişi bugünün teknolojileriyle ileri taşımayı hedefliyor.
Aynı
durum ATSO Global için de geçerli. Antalya firmalarının dış pazarlara
açılması amacıyla oluşturulan uluslararası bağlantılar, dış ticaret istihbaratı
ve işbirliği mekanizmaları şimdi daha güçlü bir dijital altyapıyla
geliştirilmek isteniyor.
Çünkü
ihracat hedefi koymak kolaydır. Asıl mesele, işletmeye o pazara girebilmesi
için gereken bilgiyi, bağlantıyı ve desteği verebilmektir.
“7
Tema, 50 Proje”nin üye ilişkileri başlığı da bu nedenle önemli.
Üye
Sorunları Takip ve Çözüm Sistemi ile ATSO İşletme Doktoru,
ATSO’yu yalnızca sorun dinleyen değil, çözüm sürecini takip eden bir yapıya
dönüştürme iddiası taşıyor.
Çetin’in
önceki döneminde ATSO Akademi’nin geliştirilmesi, Tahkim ve Arabuluculuk
Merkezi’nin kurulması, pandemi döneminde üyelerin sorunlarının ilgili kurumlara
taşınması ve finansmana erişim konusunda yürütülen çalışmalar bu anlayışın
geçmişteki örnekleri arasında.
Şimdi
hedef daha açık:
Sorunu
dinlemek değil, sonuçlandırmak.
Antalya’nın
ekonomik geleceği açısından programın bir diğer güçlü tarafı ise kenti turizmin
dar çerçevesinden çıkarma çabası.
Gece
ekonomisi, kongre ve fuar turizmi, gastronomi, etkinlik ekonomisi, yerel
ürünler ve deneyim rotaları gibi başlıklar Antalya’nın mevcut marka gücünü kent
ekonomisinin tamamına yaymayı hedefliyor.
Geçmiş
dönemde hayata geçirilen Rota Antalya projesi bunun somut örneklerinden
biriydi.
Çünkü
Antalya’nın ekonomik gücü yalnızca otellerinde değil; tarımında,
gastronomisinde, kültüründe, doğasında, sporunda, ticaretinde ve kent
yaşamında.
Mesele
bu değerleri tek tek anlatmak değil, aynı ekonomik hikâyenin parçaları haline
getirmek.
Programın
belki de en stratejik başlıkları ise Antalya Koordinasyon Modeli ve Antalya
Veri Merkezi.
Çünkü
Antalya’nın sorunları birbirinden bağımsız değil.
Turizm
tarımla, tarım lojistikle, lojistik ihracatla, insan kaynağı bütün sektörlerle
bağlantılı.
Dolayısıyla
kurumların ayrı ayrı çalışması yerine ortak bir ekonomik akıl oluşturmak
gerekiyor.
Veri
de bu aklın altyapısı.
Bir
kent kendisini ölçmeden kendisini yönetemez.
Hangi
sektör büyüyor? Hangi alanda istihdam açığı var? Nerede yatırım potansiyeli
bulunuyor? Antalya ekonomisinin hangi alanları rekabet gücünü kaybediyor?
Bu
sorulara güncel ve güvenilir cevaplar verilmeden uzun vadeli ekonomi politikası
üretmek mümkün değil.
Davut
Çetin’in önceki dönemindeki Antalya 4.0, çevresel dönüşüm çalışmaları ve farklı
sektörleri bir araya getiren toplantı ve zirveler düşünüldüğünde, bugün
önerilen koordinasyon modelinin de aynı ortak akıl anlayışının devamı olduğu
görülüyor.
Bütün
bunların yanında eğitim ve insan kaynağı da programın önemli ayaklarından biri.
Çünkü
Antalya’nın gelecekteki rekabet gücü yalnızca yatırımla değil, insanla
belirlenecek. Nitelikli çalışan, girişimci, teknoloji üreticisi ve yeni nesil
işletme kültürü olmadan ekonomik dönüşümün sürdürülebilmesi mümkün değil.
Bu
nedenle “7 Tema, 50 Proje”nin bütününe baktığımızda aslında elli ayrı proje
değil, bir yönetim modeli görüyoruz:
Üyeyi
merkeze alan, veriye dayanan, dijitalleşen, sektörleri buluşturan, uluslararası
rekabeti önemseyen ve Antalya’nın kurumsal hafızasını yeniden harekete
geçirmeyi hedefleyen bir model.
Elbette
bütün projelerin gerçek değeri uygulamada ortaya çıkacak. Takvim, bütçe,
sorumluluk ve ölçülebilir sonuçlar belirleyici olacak.
Ama
Antalya açısından artık tartışmanın merkezine başka bir cümle koymak gerekiyor:
Antalya’nın
beklemeye değil, harekete geçmeye ihtiyacı var.
“7
Tema, 50 Proje”nin iddiası da tam burada.
Proje
değil, sonuç. Söz değil, icraat.